- Katılım
- 28 Haz 2008
- Mesajlar
- 3,179
- Reaction score
- 10
- Puanları
- 0
- Konum
- KO-CuCe
- Web sitesi
- www.ko-cuce.org
Pascal Nouma, "Türkiye’de bu kadar tanındığımı söylesem Fransa’da kimse inanmaz" dedi.
Pascal Nouma, haber1903 internet sitesinin davetlisi olarak İstanbul'da. Röportaj yapmak üzere "Benim bahçem" dediği İnönü Stadyumu'na gidiyoruz. Stadın hemen altındaki Kartal Yuvası'na giriyor Nouma. Takımlarına ait ürünleri almak üzere mağazaya gelen taraftarlar karşılarında onu görünce heyecandan ne yapacaklarını şaşırıp fotoğraf çektirmek, forma imzalatmak için adeta yarışa giriyorlar. Pascal son derece rahat ve memnun bu ilgiden. Hiçbir isteklerini reddetmiyor onların. Aklımızdan şöyle bir düşünce geçiyor: Beşiktaş'ta şu anda oynayan futbolculardan biri burada olsa bu kadar ilgi görür müydü? Bir futbolcu düşünün ki altı yıl önce oynadığı takımın taraftarı onu hiç unutmuyor. Adına her gün internette gruplar kuruyor ve onu her organizasyona davet ediyor. Çünkü siyah beyazlılar gerçek Beşiktaş ruhunu ve sevgisini en çok onun temsil ettiğine inanıyor.
37 YAŞINDAYIM AMA FİT'İM
Türkçe konuşmayı seviyor Pascal. Konuşurken eğer biliyorsa Türkçesini kullanmayı tercih ediyor kelimelerin. Sahaya ayak bastığı an eski günlerini hatırlıyor ve kendi anonsunu kendi yaparak tribünlere koşuyor: "21 numaralı formasıyla Pascaaaal Noumaaaa!" Kapalı tribünün önünde ise elini kalbine götürüp "Çarşı 1 numara" diyor. Pascal bir yarışma programı için önümüzdeki günlerde daha sık Türkiye'de olacağını bu yüzden çok mutlu olduğunu söylüyor. Acun Ilıcalı'nın yapımcılığındaki bu programda futbolu bırakmış efsane isimler bir araya geliyor. Pascal'ın dışında eski futbolcular Tanju Çolak, Hakan Ünsal, Pierre Van Hooijdonk, Sergen Yalçın, Elvir Boliç takım kuracak ve eleme usulüyle yarışacak. Maçların yorumlarını Rıdvan Dilmen, hakemliğini ise Erman Toroğlu yapacak. Pascal bu programda futbolcu olarak sahaya çıkılmayacağını ama 37 yaşında olmasına rağmen hala çok fit olduğunu ve gerekirse biraz çalışmayla eskisi gibi oynayabileceğini bile söylüyor.
Pascal Nouma artık nasıl yaşıyor? Fransa'da neler yapıyorsun?
Futbolu bıraktım. İki çocuğum var, onlarla uğraşıyorum. Yarı iş sayılır bu. Hatta bence en iyi iş. (Gülüyor) Fransa'dayken sık sık Türkiye'yi ve Beşiktaş'ı düşünüyorum. Beşiktaş benim kulübüm ve çok seviyorum.
Oradan Beşiktaş'ı takip edebiliyor musun?
Tüm maçları değil tabii ama elimden geldiğince ne olup bittiğine bakıyorum. Kimin şampiyon olacağını seçemiyoruz tabii ama umudum Beşiktaş'ın yine şampiyon olması.
Takım pek iyi gitmiyor ama...
Umutsuz olmamak lazım. Bir şeyler değişebilir, toparlanabilir.
Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören'i transferler yüzünden eleştirenler çok fazla.
O benim arkadaşım. Çok büyük bir kulübün başında. Transferlere gelince Tabata'yı tanımıyorum. Ama Beşiktaş'a gelmeyi başardıysa iyi bir futbolcudur. Kaç milyon olduğu önemli değil. (Türkçe) Boş ver.
Nouma Beşiktaş'a menajer ya da teknik direktör olsun diyen taraftarlar çok. Böyle bir teklif gelirse olur musun?
Bilmiyorum. Menajer olabilirim tabii. Ama teknik direktörlük henüz değil. Futbolculukla teknik direktörlük bence birbirinden oldukça farklı. Teknik direktörlük çok daha zor.
Teknik direktör olmayı neden istemiyorsun?
Çünkü çok erken kalkmak ve çok çalışmak zorundasın.
Bildiğim kadarıyla jübile yapmadın.
Jübile yapma imkanım olmadı Beşiktaş`ta. Çok istedim. Hala da çok istiyorum. İlerde böyle bir fırsat verilirse çok sevinirim.
Buradaki ilgiyi mi özlüyorsun?
Sadece ilgi ya da ünlü olmakla ilgili değil bu. İstanbul'da her şeyi özlüyorum. Yemekleri, güzelliğini, arkadaşlarımı, taraftarları... Sevmeseydim ve özlemeseydim ayrıldıktan sonra altı yıl içinde buraya defalarca gelmezdim.
Fransa'da Türkiye'de bu kadar sevildiğini biliyorlar mı?
Benim Türkiye'yi çok sevdiğimi biliyorlar ama onlara Türkiye'de bu kadar ilgi gördüğümü anlatsam da anlamazlar. 'Hadi canım sen de' derler. Bu yüzden anlatmayı çok istemiyorum. Anladın mı? (Türkçe) Yalan söylediğimi düşünecekler en iyisi anlatmamak.
Çocuklarım da Fransa'da doğdu Beşiktaşlı oldu
İki çocuğun var. Onlar da Beşiktaşlı mı?
Tabii ki Beşiktaşlı. Beşiktaşlı doğdular, Beşiktaşlı ölecekler, benim gibi. Oğlum Noah 2,5 yaşında. Yürümeye başladığında ona bir rugby topu aldım, annesi de bir futbol topu verdi. Noah futbol topunu seçti. Sanırım oğlum babasının mesleğini seçecek.
Beşiktaş kulübü bir Pascal'ın daha yuvası olacak yani?
Evet bence 15 yıl sonra Nouma tekrar bu sahada olabilir. Bu benim rüyam. Oğlumu İnönü'de görmek kadar muhteşem bir duygu olamaz. Beşiktaş'a imza attığımda benim buradaki işim gol atıp top oynayıp kazanmaktı. Ama sonra taraftarla aramda çok özel bir diyalog gelişti. Onlar beni unutmadı, ben de onları. Beni geçebilecek kadar belki oğlumu da severler.
Dövmelerinin anlamı ne?
Çocuklarımın isimleri yazıyor. Bir de matematikteki Pi işareti var. Pi asla sayılamayan ve sınırı olmayan bir sayı. 3, 14 diye başlar ama bir türlü sonu gelmez. Aynı benim gibi sınırı yok. Bir de Revenge (intikam, hesaplaşma) yazıyor. Bütün her şey, herkes, bütün sorunlar için yazdırdım onu.
Şimdi olsa o hareketi yapmazdım
100'üncü yıl şampiyonluğuna birkaç hafta kala Beşiktaş'tan ayrılmıştın. Beşiktaş'ta şampiyonluk sevinci yaşayamadın.
Üzgünüm tabii. Fenerbahçe maçındaki hata çok şeye mal oldu. Ama hayat bu. Eğer altı yıl öncesine geri dönebilsem bu hareketi yapmazdım ve belki hala burada, Beşiktaş'ta olurdum. Ama artık geride kaldı bütün bunlar. Hayat devam ediyor. Ben gittim ama taraftar da Beşiktaş da hep burada olacak.
Nedir bu kadar sevilmenin sırrı? Herkes oynadığı kulübün taraftarıyla bağ kurar ama seninki başka?
Ben ilk geldiğimde annemden, ailemden koptum. 21 numaralı formayı almamın sebebi de karım ve çocuğum Fransa'da kaldı. 21 numarada bulunan 2 numara karım ve çocuğumu, 1 numara da beni temsil ederdi. Buraya sadece futbolumu oynamaya geldim ama daha gelir gelmez burada gördüğüm sevgiyle buranın ruhunu hissettim. Taraftar yoksa hiçbir şey yoktur. Futbol anlamsız bir oyun haline gelir. Bilmiyorum ne oldu, nasıl oldu. Sanırım onların sevdiği kadar Beşiktaş'ı sevdiğimi biliyorlar. Bu benim içimde olan bir şey.
Bu sevgi asla rol değil, öyle olsa Oscar alırdım
Ölürsem beni buraya gömün demiştin.
Evet hala söylüyorum: Öldüğümde buraya gömülmek istiyorum. İnönü benim bahçem. Hayatımda hiç buradaki kadar mutlu olmamıştım. Daha maçtan önce yapılan tezahüratlarla tüyleriniz diken diken olur. Avrupa'da birçok takımın taraftarı pozisyonları izler alkışlar, kötü oynarsa çeker gider. Ama Çarşı öyle değil.
Fransa'dayken Türkiye'den arayanlar oluyor mu?
Bazen telefonum çalıyor. 'Nouma seni seviyorum' diyip kapatıyorlar. 'İstanbul'a ne zaman geleceksin?' 'Seni çok özledik' diyenler oluyor.
Bazıları yaptıklarının rol olduğunu söylüyor. Ağlamak, çimleri yemek...
Bunları rol olarak yaptığımı söylemek çok acımasızca. Hiçbiri sahte değil. Burada ağlamam lazım, hadi şimdi ağla dediğinizde ağlayamazsınız. Öbür türlü olsa çok başarılı bir aktörüm demektir, Oscar'lık.