The Joker
Joker, çizgiroman kahramanı Batman'in en büyük düşmanıdır. Joker 1989 tarihli Batman filminde Jack Nicholson tarafından canlandırılmıştır. 2021 yılında vizyona giren Kara Şövalye'deki Joker karakterini, film çekimleri bittikten sonra hayatını kaybeden Heath Ledger canlandırmıştır. Jack Nicholson'un canlandırdığı Joker rolüne oranla daha çok şiddetten yana ve karanlık tarafı ağır basan yenilenmiş bir Joker'i oynayan Ledger, karakteri de kendi gibi ölümsüzleştirmiştir.
İlk ortaya çıkışı
CBR'ın sinemaya uyarlanmış ve edebi yönü olan Batman efsanesinin kötü adamı olan the Joker, ilk olarak 1940'ta ortaya çıktı. 1950'lerde çizgi roman endüstrisinin fırtınalı bir dönem geçirip düşüşe geçmesinin ardından, Joker karakteri 1960'lı yıllarda televizyonda görünmeye başladı.
Modern değişimi
1973 yılında yazar ve sanatçı takımı olan Dennis O'Neil ve Neal Adams, Batman'in daha modern versiyonunu oluşturmakla görevlendirildiler. Yenilenmenin bir parçası olarak Joker DC çizgi romanının sayfalarına 1973 Kasım'ında 251. bölümle geri dönüş yaptı. Joker'in beş yolluk intikam hikâyesi ile gelişigüzel ve vahşi olan cinayetler işleyen, Batman'e ve kendisini durdurmak isteyen Gotham şehri polisine meydan okuyan psikopat bir katil olarak ortaya çıktı. O'Neil ve Adams, karakteri köküne geri götürdü ve bir kez daha dünyanın en iyi detektifi açısından onu değerli kıldı. Aynı zamanda Joker'in evi olan Arkham Asylum ilk kez bu dönemde belirdi.
O'Neil ve Adams, Batman'de yaptıkları iş açısından övgü ile karşılanırken, gelecek bölümlerde Joker karakterini belirleyen diğer ekip Steve Englehart ve Marshall Rogers oldu.
İlk Joker hikâyesi
Joker aynı zamanda onun kendi kitaplarında da başrol oldu. Birinci Joker hikâyesi 1 Mayıs 1975’de kitap raflarındaydı ve dokuz bölüm boyunca devam etti. Başlıkta Joker hem kahramanlarla, hem de kötü adamlarla savaştı. O'Neil ve Adams'ın hikâyelerinde oluşturulan ruh sağlığı problemleriyle birlikte devam eden dokuz bölümde yedi cinayet daha işledi. Başrol oyuncusu olsa bile kargaşa düşkünü olan kaçık bir adamdı. Fakat 1970'ler Joker'i Batman'in baş düşmanı olarak gösterseydi, 1980'ler kötü adamı başlı başına bir karakter olarak yükseklere çıkarırdı.
Kara Şövalye'nin Dönüşü'de Joker
1986 Şubat'ında Miller, Batman'in yazarları için yeni bir standart oluşturacak dört konuluk bir seriye başladı. Bu aynı zamanda Joker için de geçerliydi. Adı "Kara Şövalye Geri Dönüyor" olan seri, bir Batman serisiydi. Miller’ın hikâyesi gelecekteki 20 yıl içerisinde Gotham şehrinde geçiyordu. Batman artık geri çekilmiş ve Joker katatonik bir devlette bir asır geçirmişti. Batman tekrar ortaya çıktığında, Joker kara şövalyeyi televizyonda görür ve uykusundan uyanır. Psikoloğunu ruh sağlığının iyi olduğuna ve sayısız yanlış yaptığı şeylerden pişmanlık duyduğuna ikna eder. Böylelikle ulusal televizyona çıkar ve başta seyirciler olmak üzere önceden yaptığından daha fazla öldürme alemlerine başlar.
Öldüren Şaka'da Joker
1988'in Mart’ında, yazarlığını Alan Moore ve sanatçı Brian Bolland’ın yaptığı Öldüren Şaka adındaki tek vuruş formatlı bir çizgi roman oluşturuldu. Günümüze uyarlanan hikâye, Joker'in bir kez daha Arkham Asylum'dan kaçışını anlatıyor. Joker, komiser Jim Gordon'u kaçırır, bağlar, işkence eder ve adamı delirtmeye çalışır; sırf kötü bir gün geçiren herkesin delirebileceğini göstermek için. Bir yandan hikâye ilk olarak 1951'de ortaya çıkan Red Hood’un ayrıntılı versiyonuna da dönüş yapar. Öldüren Şaka versiyonunda, Joker kötü şans sonrasında kafayı yemiş, oldukça normal ve adil bir insan olarak ortaya çıkar. Geri dönüşlerde Joker tuhaf bir elektrik kazasında ölen hamile karısı yüzünden suça yönelen başarısız bir komedyen olarak ortaya çıkar. Batman ile karşı karşıya gelmesi, Joker'i tenini beyaz ve tonlarına, saçını ise yeşile döndürecek kimyasallara yöneltir. Böylelikle Joker oluşur.
Romanda Joker'in ortaya çıkışı
Öldüren Şaka Joker'in nasıl ortaya çıktığını gösterirken, kitap Joker'in "Bazen bu şekilde bazen de başka bir şekilde hatırlıyorum...Eğer bir geçmişim olacaksa, çoktan seçmeli olmasını tercih ederim" diyerek güvenilir bir anlatıcı olmadığını itiraf etmesini konu ediyor. Bu açıdan Joker'in gerçek kökeni belirsizliğini koruyor.
Öldüren Şaka aynı zamanda Joker’in Batgirl’in gerçek kimliği ve şube müdürü Jim Gordon'ın kızı olan Barbara’yı sakat bırakmasıyla hatırlanır. Planın bir parçası olarak Jim Gordon’u eşiğin dışına sürüklemek için Barbara’ya kendi evinde saldırır ve bel kemiğine ateş ederek onun felç geçirmesine sebep olur. Bunda Joker Batman ailesinde bir iz bırakma amacındaydır. Barbara 20 yıl tekerlekli sandalyede kalır fakat bu iz son olmayacaktır.
Funda Arar
İlk öğrenimini Ankara'da, orta ve lise öğrenimini babasının görevi nedeniyle Muğla ve Adapazarı'nda tamamladı. Müziğe olan ilgisi ve yeteneği küçük yaşlarda fark edilen Funda Arar, ilkokul 3. sınıftan itibaren mandolin ve solfej dersleri almaya başladı. 1992 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuarı sınavını ilk 5'in içine girerek kazandı. Okulu bitirdikten sonra iki yıl boyunca müzik öğretmenliği ve sahne çalışması yaptı.Kendisi gibi sanatçı olan Febyo Taşel ile evlidir.
Yaklaşık bir buçuk yıl albüm çalışmalarını sürdüren Funda Arar titiz bir repertuar seçiminden sonra stüdyoya girerek "Sevgilerde" adını verdiği albümünü 1999 yılı Eylül ayında tamamladı.
Sessiz sakin görünümlü hüzünlü gencecik bir kız üzerinde siyah bir manto güvercinler arasında " sokaktayım kimsesiz bir sokak ortasında / yürüyorum arkama bakmadan yürüyorum / yolumun karanlığa karışan noktasında / sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum" diye haykırıyordu. Necip Fazıl Kısakürek'in şiiri "Kaldırımlar" şarkı olmuş ve Türkiye Funda Arar'ı bu şarkıyla tanımıştı. Albümde Kaldırımlar'ın Yanı sıra Behçet Necatigil'in "Sevgilerde", Gülsüm Cengiz'in "Yağmur", Şeyda Kılınç'ın "Ay Doğmadan Gel" şiirleride yer almaktaydı.Funda Arar özellikle Kaldırımlar'daki güçlü sesi usta yorumuyla dikkatleri çekmişti.
Bu hüzünlü şarkının ardından Funda Arar "Aysel" le bizi 1950'li yıllara götürdü. O yılların atmosferinde ustaca tango yapıyordu. Ardından "Sonu Yok Bu Aşkın" ile Funda Arar bu kez bir kumsalda yalnızlığı ve hüznü anlattı. 2000 yılının Aralık ayında ise Kıraç ile birlikte yaptığı düet albüm ile karşımıza çıktı. İlk kliplenen şarkı "Sevgiliye" oldu bu albümde. "Sevgiliye" albümünün bir başka özelliği ise Funda Arar'ın bestecilik yönünü ortaya koyan ilk çalışma olmasıydı. Sözleri ve müziği Funda Arar'a ait "Seni Düşünürüm"ün klibinin yayına girmesiyle birlikte çok daha geniş kitleler onu tanıdı ve sevdi.
2002 senesinin Nisan ayında, Funda Arar, hazırlıkları 1,5 yıldır devam eden ikinci solo albümü "Alagül"ü müzikseverlerin beğenisine sundu. "Alagül" albümünde yer alan 6 şarkıda Funda Arar'ın imzası vardır. Yıllar öncesinde Erkin Koray'ın söylediği "Arapsaçı"nın da yer aldığı albüm 12 parçadan oluşuyor.
2003 yılının Ekim ayında çıkartmış olduğu üçüncü solo albümü "Sevda Yanığı" ile hayran kitlesini genişleten sanatçı ilk klibini albümüyle aynı adı taşıyan Sevda Yanığı adlı parçaya çekmiştir. Bu albümünde de nostalji geleneğini devam ettiren Funda Arar , Ahmed ARİF'e ait olan "Haberin Var mı" adlı parçayı tekrar yorumlayarak Türk müzikseverlerin beğenisine sunmuştur. 2,5 yıl aradan sonra resmi açıklamaya göre 3 Mart 2006 tarihinde çıkartmış olduğu Son Dans adlı albümüyle tekrar hayranları ile buluşan sanatçı çıkış parçası olarak albümünün ilk parçası olan Karartma Günleri'ni seçmiştir. Aynı zamanda bir dönemin ünlü ismi Bergen'in Benim İçin Üzülme adlı şarkısını yeniden yorumlayarak her albümde bir eski parça geleneğini devam ettirmiştir. Araya Rüya adlı bir Türk Sanat Müziği albümü de sıkıştıran Arar, 2,5 yıl aradan sonra Zamanın Eli adlı albümünü 6 Mart 2021 tarihinde piyasaya sürmüştür.
Albümleri
- Sevgiliye (2000)
- Sevgilerde (2000)
- Alagül (2002)
- Sevda Yanığı (2003)
- Son Dans (2006)
- Rüya (2021)
- Zamanın Eli (2021)
Video klipleri
- Kaldırımlar
- Aysel
- Sonu Yok Bu Aşkın
- Sevgiliye
- Seni Düşünürüm
- Alagül
- Seninim
- Belki Bir Gün Olur
- Arapsaçı
- Affet
- Sevda Yanığı
- Yangın Yeri
- Roman
- Haberin Var mı?
- Aşksız Kal
- Kırık Düşler
- Özledim
- Karartma Günleri
- Benim İçin Üzülme
- Camdan Kalp
- Karaya Vuran Gemiler Gibi
- Bu Sabah Güneş Doğmuyor
- Beni Benle Böyle
- Senden Öğrendim
- Yak Gel
Pınar Aydın
Doğum Yeri : Bursa
Doğum Tarihi : 16 Temmuz 1981
Eğitimi : Lisans
İstanbul' da yaşıyor
bekar
yengeç burcu
hobileri: tenis oynamak, resim yapmak ve gitar çalmak
Pınar, İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. Milliyet Gazetesi'nin düzenlediği liselerarası müzik yarışmasında kız solist dalında Türkiye birinciliği ve ikinciliği olan pınar, ayrıca amatör gruplarda solistlik yapmış.
5 kız kardeşten biri olan Pınar, mimar bir baba ve memur emeklisi bir annenin çocuğu. müzik konusunda şimdiye kadar ailesinden tam destek alan pınar, gitar çalıyor ve resim yapıyor.
‘zaman, deniz ve gökyüzü’ Pınar' ı tanımlayan üç sıfat. en büyük fobisi ise kediler. hayatındaki kahramanını babası olarak tanımlayan Pınar, ailesine çok düşkün.
hayalciliği ve dik başlılığı başkaları tarafından sıkça eleştirilen özellikleri. Pınar'ın en beğendiği sanatçı ise Sertab Erener.