Pr1€stß1Zz K1$1seLL $ayFa$1 | Bakü - Azerbaycan Hakkında herşey|

Konu Yazar

PriestBizz

New Member
Kalemi Kırıldı!
Haz
1,691
21
image002.gif
Hoş Geldiniz
bayrak.jpg

Öncelikle sizlere BAKüNüN Güzel Yerlerinden R€simler paylaşcam...

azerbaycan_baku.jpg


azerbeycan_baku.jpg


BAKU5.JPG


Baku.jpg



baku2.jpg


www.resimcity.com_azerbeycan_resimleri_3_baku.jpg


Azerbaycan, tarih sahnesinde M.Ö. 6. asırdan itibaren görülmeye başlar. Jeopolitik durumu itibariyle, devamlı istilalara uğramış ve çeşitli devletlerin hakimiyeti altında kalmıştır.


Azerbaycan Cumhuriyeti

-------------------------------
Sovyetler Birliği'nin dağılması üzerine Kafkas Dağlarının Hazar Denizine bakan güneydoğu eteklerinde kurulan ülkelerden biri. Batısında Ermenistan, kuzeybatısında Gürcistan, güneyinde İran, doğusunda Hazar Denizi yer alır


Azerbaycan Tarihi :)
-----------------------------
Azerbaycan, tarih sahnesinde M.Ö. 6. asırdan itibaren görülmeye başlar. Jeopolitik durumu itibariyle, devamlı istilalara uğramış ve çeşitli devletlerin hakimiyeti altında kalmıştır. Bu bölgede kurulan ilk devlet, Ahameni Komutanı Sahrap Atropates'in temellerini attığı krallıktır. Atropates Krallığının ismi zamanla değişikliklere uğramış, Sasanilerce Azurbeycan, Süryanilerce Azerbaigan olarak isimlendirilmiştir. Türkler ve İranlılar ise bölgeye Azerbaycan ismi vermişlerdir.

Atropetes Krallığından sonra bölgeye sırasıyla Selevkoslular, Ermeniler, Romalılar ve Sasaniler hakim olmuşlardır. Türklerin buraya esaslı yerleşmeleri M.S. 4. ve 5. asırlarda olmuştur. Daha sonra Sasani Hükümdarı Nuşirevan bölgeye İranlıları yerleştirme politikasını takip etmiştir. Yedinci asırdan itibaren büyümeye başlayan İslam devleti Azerbaycan'ı fethe başladı. Bu fetih hareketi, 643'te bölge tamamen Müslümanların hakimiyeti altına geçmesiyle tamamlandı. Daha sonra Abbasiler burayı Türk emirler vasıtasıyla idare ettiler. Abbasi Devletinin yıkılmasıyla, bu topraklarda birtakım yerli hanedanlar beylik kurdular. Yedinci asırdan itibaren Selçuklu Akıncıları Azerbaycan'a girdiler. Fakat burada kesin bir hakimiyet tesis edemediler. 1015-1016'dan sonra buraya Oğuz boyları yerleşmeye başladı. 1043 senesinde Tuğrul Bey, amcası ve amcaoğlunu buraya fethe gönderdiyse de, Bizanslılarla uzun süren çarpışmalardan bir netice alınamadı. Azerbaycan'ın kesin Selçuklu hakimiyeti altına girmesi Sultan Alparslan devrinde olmuştur.

Azerbaycan, 12. ve 13. asırlar arasında Atabegler ve Harezmşahların hakimiyeti altına girdi. Daha sonra Moğollar, bölgeye 1320'de girmeye başladı. Cengiz'in burada hakimiyeti kısa sürdü, Cengiz'in ölümünden sonra Azerbaycan Cuci milletinin istilasına uğradı. Onlardan sonra İranlıların hakimiyetine giren Azerbaycan, bir süre sonra da Altınordu Devletinin hakimiyetine girdi. On altıncı asrın ilk yarısına kadar bu istilalar devam etti. Azerbaycan'a ilk Osmanlı seferi ise 16. asırdan itibaren başladı. Yavuz Sultan Selim Han Safevilerle olan savaşları esnasında, 1514'te Tebriz'i aldıysa da, şehir tekrar Safevilerin eline geçti. 1534'te Kanuni Sultan Süleyman Han Tebriz'i aldı ve ertesi sene bütün Azerbaycan'ı fethetti. 1555'te çıkan karışıklık sonucu Azerbaycan tekrar Safevilere bağlandı. Sultan Üçüncü Murad Han devrinde tekrar Osmanlıların eline geçti.

1539'dan sonra Azerbaycan'da muhtelif hanlıklar kuruldu. Bunlarda kargaşalık; 19. asra kadar devam etti. Bu asırda bazı kalkınma hareketleri başladıysa da, sonuçları ancak 20. asrın başlarında görüldü.

Nihayet, 28 Nisan 1920'de kızılordunun istilası ile Sovyet rejimi ilan edildi. Azerbaycan bugünkü statüye gelene kadar, Gürcüler-Ermeniler ile birlikte Kafkasya federasyonu şeklinde idare edildi.

5 Aralık 1936'da topraklarının bir kısmı Ermenilere bir kısmı da Gürcülere verildi. Böylece Kafkasya'da kalan Azerbaycan toprakları üzerinde Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan olmak üzere Rusya'ya bağlı üç cumhuriyet kuruldu.

Komünistlerin istilası sırasında, milletin arasına bozuk fikirler yerleşmeye başladı. Bu arada İslamiyeti bozucu, reformist fikirler de gelişti. Millet, bu reformistler ile komünistler arasında şaşırdı ve komünizme karşı yapılan başkaldırmalar başladı. Ancak bunlar her defasında çok kanlı olarak kızılordu tarafından bastırıldı. Komünistlere karşı 56 şiddetli isyan olmuştur. 1989'da Rusya'da başlayan Glasnost ve Prestroika politikası ile Kuzey Azerbaycan'da maddi ve manevi değerlere dönüş başladı. Ermenilere verilen bölgeleri geri almak için ayaklanmalar oldu. 1990'da bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan Cumhuriyetine giren Kızılordu, ülkeyi baştan başa kana buladı. Sovyetler Birliği, bir süre bağımsızlığını ilan etmeye çalışan cumhuriyetlerine karşı baskısını sürdürdü ise de, Ağustos 1991'de Azerbaycan, Letonya, Estonya ve Litvanya bağımsızlıklarını ilan ettiler. Bunları diğer Türk devletleri takip etti. Azerbaycan ile Ermenistan arasında Karabağ yüzünden çıkan savaş devam etmektedir. 1992 ortalarında yapılan seçimleri kazanan Halk Cephesi lideri Ebulfeyz Elçibey devlet başkanı oldu.

Fiziki Yapı

Azerbaycan'ın topraklarının % 40'ında fazla bölümü verimli ovalardan meydana gelir. Bu alanların yarıdan fazlası 400-1500 m yüksekliktedir. Topraklarının kuzeyi yer yer 3000 metreyi aşan Kafkas Dağları ile kaplıdır. Bu dağlar aynı zamanda ülkenin kuzey sınırını meydana getirir. Azerbaycan topraklarının en yüksek noktası Banardüz Tepesidir (4480 m). Güneybatı kesiminde ise Küçük Kafkaslar yer alır.

Hazar denizine ulaşan Kızılören, Urmiye Gölüne uulaşan Acıçay ve Cıgatu gibi akarsular, dağlık kütleleri derin vadilerle yararak bölgeye çarpıcı bir görünüş kazandırmıştır. Güneybatıda 1566 m yükseklikte yer alan Urmiye Gölü, Küçük Kafkas Dağları arasında kalır. Dünyanın en büyük gölü olan Hazar Denizinin bir bölümü Azerbaycan sınırları içinde kalır.

İklim

Azerbaycan'ın, kuzeyindeki Kafkas Dağlarının rüzgarlarını kesmesi sebebiyle ılık bir iklimi vardır. Ilık iklim güneybatıda Lankeran bölgesine kadar devam eder. Güneyde ise sert yayla iklimi görülür. Yağmurlar genellikle ilkbaharda yağar.

Tabii Kaynaklar

Azerbaycan topraklarında yer alan dağların hepsinin yamaçları kayın, meşe ve çam ormanları ile kaplıdır. Güneyi ise bozkır görünümündedir.

Ormanlık bölgelerde Kafkas geyiği, karaca, Avrupa vizonu, kırkeçisi, yabandomuzu, keklik, orman tavuğu, vaşak, ayı, pars gibi hayvanlara çok bol rastlanır. Ayrıca Flamingo, kuğu, pelikan, şahin, balıkçıl gibi çok çeşitli kuş türleri kışlarının ılıman olması sebebiyle Hazar Denizi kıyılarında konaklarlar.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Azerbaycan'da yaşayan 7.145.000 nüfusun % 78.1'ini Azeriler, % 7.9'unu Ermeniler % 7.9'unu Ruslar, % 6.1'ini ise diğer karışık ırklar meydana getirmektedir. Başkent Bakü'nün dışında önemli şehirleri Gence, Lenkeran, Sumgayt ve Mingeçaur'dur. Azerbaycan'da yaşayan Müslümanların % 70'i şiidir. Rusya'nın esaretinden kurtulan Azerbaycan'da kapatılan camiler 1990 senesinden sonra hızla ibadete açık hale getirildi. Bakü'de dört yıllık bir İslam Akademisi kuruldu.

Azerbaycan'ın eğitim düzeyi çok yüksektir. Önde gelen kültür ve eğitim merkezi olan Bakü'de bir üniversite ile sekiz yüksek öğretim kurumu vardır.

Ekonomi

Topraklarının % 7'si tarıma elverişli olan Azerbaycan'ın ekonomisi petrole dayalıdır. Dünyanın belli başlı petrol üreticisi ülkeler arasında yer alır. Petrol kuyularının büyük kısmı Apşeron Yarımadasında toplanmıştır. Çıkarılan petrol borularla işlenmek üzere Bakü yakınlarındaki Çernagorod'a nakledilir. Ayrıca Bakü 890 kilometrelik bir boru hattı ile Batum'a bağlanır. Petrolden sonra en önemli gelir kaynağı doğal gazdır.

Büyük bir çeşitlilik gösteren Azerbaycan sanayisinin temelini enerji, imalat ve kimya sanayi meydana getirir. Gübre, tarım ilaçları, yakıt, sanayi yağları, sun'i kauçuk ve plastik sanayii gelişmiştir.

Dışarıya ihraç ettiği en önemli ürünlerden biri de petrol arama ve çıkartma makinalarıdır. Termik santrallerden elde ettiği elektriğin bir kısmını satar.

Önemli sanayi merkezleri Hazar Denizi kıyısındaki Apşeron'da toplanmıştır. Sungait kimya ve demir-çelik sanayiinin merkezidir. Şirvan'da ise tarıma dayalı sanayi gelişmiş olup, çok sayıda çırçır fabrikalarıyla pamukçuluğun merkezi durumundadır.

Dünyaca meşhur ve Rus havyarı olarak ün kazanmış olan mersin balığı havyarı sadece Azerbaycan'da üretilir. Elde edilen ürünün büyük kısmı ihraç edilir.


Herkese iyi Forumlar ...
 
Son düzenleme:
Cevap: Pr1€stß1Zz K1$1seLL $ayFa$1 | Bakü - Azerbaycan Hakkında herşey|

Onaylandı ... 3 Gün İçinde Genişletmessen Kilitlenecek ... İçerik Geniş Tutulmalı ...
 
Cevap: Pr1€stß1Zz K1$1seLL $ayFa$1 | Bakü - Azerbaycan Hakkında herşey|

Konuyu Genişlettim up up up :)
 
Cevap: Pr1€stß1Zz K1$1seLL $ayFa$1 | Bakü - Azerbaycan Hakkında herşey|

güzeLmiS resimleR :D ilQ deFa aZerbeycaNdan ResimLeR görüyom baya güzeLmiS : )
 
Cevap: Pr1€stß1Zz K1$1seLL $ayFa$1 | Bakü - Azerbaycan Hakkında herşey|

baku2je6.jpg


Kız Kulesi :

Eyer bir Gün Baküye Gitmeyi Düşünürseniz ilk işiniz Bence Kız kulesini Ziyaret etmek :)..
Bakünün Bir Çok Gezilcek Yerleri var ama onlardan birisi KIZ KULESi ..
GörünüşüyLe insani hayrete düşüren bir KuLe ( Fotorafta pek etki yapmaz ama tam karşında durarsa o başka :) )



Bakü
Kız Kulesinin Çözülemeyen Sırları

Her başkentin kendine özgü bir mimari yapısı vardır. Kremlin, Kolizey, Big Ben…
Bakü için ise Kız Kulesi Azerilerin eşsiz ve Doğuda benzeri olmayan bir sanat yapısıdır.

Masalsal güzel görünümüyle Kız Kulesi deniz kıyısında yükselmektedir. … Bir zamanlar Hazar denizi dalgaları kulenin eteklerine kadar ulaşmaktaydı. … Kız kulesi ХII. Yüzyılda mimar Masud ibn Davut tarafından inşa edilmiştir. Kulenin gövdesi kireç taşından yapılmıştır. İçe meyilli yatay taş sıraları ise kaburgalı cephe görünümünü oluşturmaktadır. Kule, Rüzgarlar Şehri üzerinde 27 metre yükselmektedir.

Bu sırlar dolu kulenin ne zaman ve hangi koşullarda meydana geldiğini halen kimse çözememiştir… Kulenin yapımı ile ilgili birçok rivayetler vardır.

Örneğin, bu güzel adı Kız Kulesi nerden almıştır? Efsanelere göre eski zamanlarda bu yörelere hakim bir şah öz kızına aşık oluyor ve evlenmeyi düşünüyor. Zavallı kız babasını bu evlilikten vazgeçirmeye çalışıyor ve babasından kendisi için bir kulenin yapılmasını ve kule tamamlanıncaya kadar düğünü ertelemesini talep ediyor. Bu sırada kız gönlünü yakışıklı bir delikanlıya kaptırmış. Delikanlı kızın bu durumda olduğunu öğrenince kendisini kurtarmaya koyulmuştur. Prenses delikanlıyı yapılan kulenin üzerinde beklerken mutluluğuna ulaşmak üzereydi… Fakat, prensese ulaşmaya çalışan delikanlıyı dalgalı deniz kara sularına gömer. Delikanlının boğulduğunu gören kız kendisini denizin derin sularına atar ve sevgilisiyle birleşir...

Kim bilir, belki de her şey farklı olmuştur? Ve hayallerimizin kanatları bizi çok eski zamanlara, dedelerimizin Zerdüşti inancına sahip olduğu ateşe tapılan dönemlere götürmektedir. Belki de bu kuleyi Zerdüşt inancına sahip insanlar tapınak olarak yapmış olabilir ve mas mavi güney gecelerinde kule üzerinde sarı çiçeğe benzer parlak ateş yakmış olabilirler…

Zerdüşt serisinden daha korkunç başka bir hikayeye göre ölen insanların cesetleri Kız Kulesine getirilir ve yırtıcı kuşlara yem olarak kullandırılırdı. Ölü gözlerinin gökyüzüne bakarak kendilerine öbür dünyaya göç etmesinde refakat edecek kanatlı yırtıcıları hayal etmek bile tüyler ürperticidir…

Belki de kule üzerinden dünyaya farklı, daha canlı ve azimli, evrenin sırlarını çözmeye çalışan bakışlar da bakmış olabilirler… Çünkü Kız Kulesinin gözlem evi olarak kullanıldığını düşünen insan sayısı da az değil…

Romantik düşünceler yerine pratik bilgilere ağırlık veren araştırmacılar ise bu Kulenin ülke genelinde sayıları onlarca olan diğer kuleler gibi savunma amaçlı inşa edildiğini iddia etmektedirler. Fakat bu teori birçok insan tarafından benimsenmemektedir. Çünkü kule alanının az olması ve uzun süreli bir yaşam için elverişsiz olması savunma teorisini çürütmektedir. Diğer taraftan zor dönemlerde bu kule bir sığınak olarak kullanılmış ve sahip olduğu ‘kız’ imkanları ile insanları düşmanlardan korumuş olabileceğine kimse itiraz etmemektedir. Örneğin, XII. Yüzyılda Kız Kulesi Bakü’nün savunma sistemine dahil edilmiş ve Şirvanşahların en güçlü kalelerinden biri olmuştur.

Zerdüşt döneminde kulede ateşin yakılıp yakılmadığı kesin olarak teyit edilmemişse de, XVIII-XIX. Yüzyıllarda Kız Kulesi deniz feneri olarak kullanılmıştı. Fakat Bakü sürekli büyümekteydi ve deniz feneri ışıkları şehir ışıkları ile karıştığı için, fener Nargin adasına taşınmıştır.

Yakın geçmişte bilim adamı Vagif Alekperov’un öne sürdüğü teorisi ise çok ilgi çekicidir. Araştırmacıya göre Kız Kulesi adı Nostradamus’un kehanetlerinde bile geçmektedir. Alekperov, bilgisayar analizi sayesinde Senturi kitabından ‘Kule’ ile ilgili beş satır bulmuştur ve bu satırlardan her biri doğru okunduğunda Bakü’de bulunan Kız Kulesine işaret etmektedir.

…Bilim adamları ve araştırmacılar kulenin sırlarını çözmeye çalışırken Kız Kulesi büyüleyici görünümüyle deniz ufuklarına mı tarihin derinliklerine mi bilenmez eskisi gibi sessizce yerinde durmaktadır… Işıklandırılması yeni yapılan Kız Kulesine çıkarak aşıklar mektuplar yazar, hayalciler ise şehri seyreder.

Kule, tüm zamanlarda sanatçılara ilham veren bir yapı olmuştur. Kule ile ilgili bir çok opera ve bale sahneleri düzenlenmiş, sayısızca şiir yazılmıştır…

Aslına bakılırsa yüzyıllarca önce kulenin hangi amaçla inşa edildiği şu an pek de önemli değildir… Önemli olan Kız Kulesinin bugüne dek ayakta kalmasıdır. Belki de belli bir zaman sonra Kız Kulesi nazlanmaktan vazgeçer ve bizim çözemediğimiz sırları açıklığa kavuşturur…


baku1tm6.jpg

Alintidir..


--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
http://www.kenthaber.com/Resimler/2021/02/25/00170430.jpg

Azerbaycan Halk Oyunları

KAFKAS HALK DANSLARI

Kafkas Halk Dansları yüzyıllardır, Kafkasya insanının günlük yaşamında çok önemli bir yer tutmaktadır. Düğünlerde, bayramlarda, evdeki şenliklerde, konuk ağırlamada-uğurlamada, kış ve yaz gecelerinde, arkadaş toplantılarında dans, günlük yaşamın bir parçasıdır. Danslar oynanmış, unutulmuş; yerine yenisi gelmiş, anlamını, biçimini değiştirmiş ama Kafkasyalının yaşamındaki önemini bugün de yitirmemiştir. Birçok dansın etnografik geçmişi çok eskilere dayanmaktadır. Örneğin, çok tanrılı dönemlerde Kafkasya'da oynanan "TSOPPAY" dansı Ateş Tanrısı'nın ateşi etrafında af dilemek için dönen bir kurbanı canlandırırken, İslamiyet'in kabulünden sonra yine ateşin etrafında dönerek Gazavat'a çıkacak olanların sevdikleriyle vedalaşma dansı, günümüzde ise "WUIG" ya da "SİMD" adıyla halk arasında düğünlerin ilk açılış dansı olmuştur. Kafkas Halk Danslarında, Kafkasyalının bütün bir karakteri görülür. Kadına olan saygısını, kadınla birlikte oynadığında gösterdiği ciddi, gururlu ve dengeli hareketlerinde görebiliriz. Arkadaşları ile birlikte bulunduğunda da çevik, sert ve savaşçı kişiliğini, bir o kadar estetik davranışlarını ve cesaretini görebiliriz.

Maral Oyunu

Bu oyun ormanda ava çıkan avcılar ile Maral(geyik)'ler arasında geçen olaydan esinlenmiştir. Avcılar tüfeklerini gizleyerek arkaarkaya marallara doğru yaklaşmaya çalışırlar (yaklaşma çeşitli figürlerleanlatılmaya çalışılmaktadır. Avcılar bir masal (geyik) sürüsüne yaklaşırlar:Avlarını avlama hırsı ve sevinci içinde bulunan avcılar gözlerine inanamayacaklarıbir olay vuku bulur. Maralların (geyik) hepsi beyaz gelinlikler içinde süzüle süzüleortaya çıkan birer kız görünümünü alırlar. "Maral sözü Iğdır veçevresinde genelde kadınlar ve kızlar için kullanılan bir kelimedir. Maral olaraktabir edilen, çok güzel, eşi ve benzeri tarif edilemeyen biri olarak tanımlanır).Avcılar bu durum karşısında büyülenir her avcı birer genç kızı (maral) alarakeşleşirler, birlikte değişik figürlerle buluşmanın sevincini yaşarlar. Derkendüğün hazırlıkları başlar.

Gelin Havası

Bu oyun özellikle düğünlerin sonunda gelinimasadan alıp götürmeleri sırasında çalınır. Oldukça ağır hareketlerle oynanır.Bu oyun sırasında damatın akrabaları ve ailesi gelinin ailesine sataşmak amacıyla vesevinçlerini dile getirmek isteğiyle ellerine aldıkları kap ve kaşıkları birbirinevurarak müziğe eşlik ederler. Grup şeklinde hem oynanır hem de gelini damatın evinegötürmek amacıyla yürünür. Damat tarafları coşkulu bir şekilde etrafa şekerlerdağıtır. Gelin ailesinde, kızlarının evlerinde ayrılacağı için büyük birhüzün vardır. Damadın ailesinde ise büyük bir sevinç ve coşku vardır. Bu oyunundiğer bir adı da "mirzeyim vağzalı"dır. Bu oyun ve müzikte değişikduyguların hepsi bir anda yaşanır.Ayrılık ve kavuşma gibi...[/color

Şeyh Şamil Oyunu

Şeyh Şamil Oyunu Türk'ün direnmegücüdür. Kafkasya'da yapılan uzun savaşlar içinde Türk Kahramanı Şeyh Şamil'indireniş gücünü belirtmek için bu adı aldığı söylenmektedir. Oyun bir kaçbölümde oynanmaktadır. Dua bö1ümü hüzünlü müzikle oynanmakta ve sahnede kız veerkek yerlerini almaktadır. Oyunun doğuşu şöyle anlatılır. Şeyh Şamil'in Ruslarlasavaşın son dönemlerinde yakınlarından bazıları savaşın bitmesini Rusların yalandolu iknaları ve vaatleriyle istemektedirler.Bu olayı Şeyh Şamil'e ancak anasıdiyebilir diye düşünüp ve annesini ikna ederek Şeyh Şamil'e gönderirler. ŞeyhŞamil olaya büyük tepki gösterir ve annesine a1tmış kırbaç cezası verir. Ancakcezayı kendisine de uygulattırır.Kırbaçlar Şamil'e vuruldukça halk acı vehüzünden kıvrılarak çeşitli hareketler yaparlar. Daha sonra bu olay oyun halinegetirilir.
Diğer bir bü1üm bıçak atma olayıdır ve oyun esnasında kız oyuncu göğsünde birtahta parçası ile yere uzanır. Erkek ağzındaki bıçakları but tahtaya ağzıylasaplar. Bu oyunun doğuşu ise şöyle anlatılır. Şamil ve arkadaşları tutsakdüştüklerinde bir gemi ile sürgüne gönderilirken, Rus askerlerinin eğlencelerebaşladıkları ve Şamil'in arkadaşlarını ortada oynattıkları, Şamil'i de oynatmakistediklerini ancak Şamil bıçaksız oynamayacağını bildirmesi üzerine bıçaklarverildiği, bunlarla oynadığı zaman bıçakları arkadaşlarını önüne sapladığıve bir işaret üzerine bıçakları alarak döğüşe geçtikleri ve kurtulduklarınıanlatılmaktadır.

Kıskanç

Üç kişi ile oynanan bir oyundur. Bazen topluolarak da oynanır. Genelde iki kız bir erkekten oluşur. Kızların aynı erkeğe tutkunolmaları ötekinin kıskanıldığının gösteren bir açılışla kızla birlikte,alanın ters köşelerine doğru giderler. Oğlan oyunu tek ve beceri sergileyen birbiçimde sürdürür. ikisini de aynı sevgi sunuşları iletir. ikisinin de gönlünüyapar, geldiklerinde oyun üçlü görünüşünde sürdürülür. Hızlı melodisivardır.

Vağzalı

Son derece zarif melodisiyle, ince yumuşakhareketler bu oyunun halk arasında daha geniş yayılmasına neden olmuştur. Herdüğün töreninde vazlığının cazip edası işiti!ir. Vazlağının düğüntörenlerinde gelin oyununun ritmiyle bütünleştirdiği zarif, sade, ahenklifigürleriyle sergiler.

Gazağı

En eski oyunlardan birisidir. Oldukça çabuk,hareketli, coşkun bir oyundur.Blindiğine göre bir savaşçı oyunudur. Oyunu harbegidenler oynardı. Oyunda çeşitlilik ve teknik açıdan hareketler çoktur. Oyungüzellik, yapı ve incelik bakımından zengindir.

Tamara

Adını, Azerbaycan oyunlarını sergileyenmeşhur Salyanlı Reğgase Tamara'nın şerefine onun adı verilmiştir. Oldukçaçazibedar, lirik oyundur. Esasen kadınlar çoğu zaman da erkekler beraber oynanır.Oyunda rengarenk ritmik vurgular vardır

Terekeme

Bu oyun çok eski zamanlarda Azerbaycan'damesken kurmuş olan kabilenin adıdır. Terekemeler hayat tarzı olarak ayrı göçebe birhayat yaşayan kabile idi. Aynı müziğe sahip olan Terekeme oyunu iki variantdaoynanır. Birinçi variantda onu yalnız 'kadınlar oynar. ikinci variantda daha çevik,oynaklı ve kırık sesli geniş hareketli oyundur. Bunu kadınlar ve erkekler oynarlar

Ayşat

Oyun Aras Nehri'nin akışına bakarak sudakihareketlerden esinlenerek ifa edilir. Kızın hareketleri suyun dalgalanmasını, erkeğindönüşü ise girdapları andırır.


Anlatıldığı kadarıyla çeçen kartalı şeyh şamil arkadaşlarıyla beraber rusların esiri olur.Çeçenistandan rusyaya doğru götürülürken rus askerleri yoruldukları için mola verme gereği duymuşlar.Rus askeri bu yanından içkisi eksik olmaz tabi,içerler kafalaı biraz hoş olunca da şeyh şamilden onları eğlendirmeleri istenir.Koca kartal oyunuylada meşhurdur,oynamaya başlamadan önce kıvrak zekasını kullanarak kurtulma planı yapmaktadır.Rus askerlerinden oynun içeriği dolayısıyla bıçak ister bu isteği ruslarda hemen kabul eder..Koca kartal başlar oynamaya ve elindeki bıçakları teker teker arkadaşlarına atar ve arkadaşlarıda durumu anlayarak bağlarını çözer oracıkta rus askerlerini etkisiz hale getirirler...
İşte kafkas oyunlarında bıçak kullanılmasının aslında oyun gereği değilde o an ki plan doğrultusunda kullanıldığı ama bunun zamanla oyuna eklendiği bilinmnektedir...
 
Son düzenleme:
Cevap: Pr1€stß1Zz K1$1seLL $ayFa$1 | Bakü - Azerbaycan Hakkında herşey|

ResiMleR güzeLde coQ fazLa seY yazyiYo beN bunun daHa yaRisini okuYamadaN uyuya kaLirim xD
 
Cevap: Pr1€stß1Zz K1$1seLL $ayFa$1 | Bakü - Azerbaycan Hakkında herşey|

Azerbaycan'da Eğitimi merak ediyormusunuz ?



Azerbaycan'da eğitimin tüm diğer Türk devlet ve topluluklarına göre çok ileri seviyede olduğu görülür. 1991 istatistiki verilere göre Ba4775 okulda 1.503.000 öğrenci okumaktadır. Bugün okul sayısı 5.000'e, öğrenci sayısı 1.600.000'e ulaşmıştır.

Azerbaycan da 6.500 kültür tesisi, 4.605 adet kütüphane, 125 müze, 125 müzik okulu, 43 halk tiyatro salonu, 3.680 kültür evi bulunmaktadır. Okuma yazma oranı %97.5'dür. Bakü-Azerbaycan Devlet Üniversitesi ve buna bağlı Enstitüler bütün bilimsel, teknik, sağlık, sanat kollarını içerir boyutlardadır. Çok sayıda yabancı öğrenci bulunmaktadır türk öğrencilerin sayısı hergeçen gün artmaktadır.

---------------

Azerbaycan'da Eğitimin Püf Noktaları


Orta Asya ülkelerindeki üniversiteler, Türkiye'den gelecek öğrencilere kapılarını açtılar. Üniversitelerin ücretleri ise diğer ülkelere göre daha ucuz ve avantajlı.

ÖSS ile Türkiye'den herhangi bir üniversiteye giremeyecek olan öğrenciler üniversite hayallerini gerçekleştirmek için yurtdışına yöneldiler. Öğrenciler için Orta Asya ülkelerindeki üniversiteler, hem eğitimi, hem de diğer ülkelere göre daha ucuz olması nedeni ile iyi bir alternatif.

Orta Asya ülkelerindeki üniversitelere gitmek isteyen öğrencilerin yapacağı tek şey; YÖK'ün denklik birimini arayıp, gitmek istediği üniversitenin veya bölümün tanınıp tanınmadığını öğrenmek. Bugüne kadar bu ülkelerde öğrenim gören öğrenciler çoğunlukla mağdur olduğu için öğrencilerin denklik konusunu mutlaka öğrenmeleri gerekiyor.

İstanbul Valiliği Türk Dünyası Koordinatörlüğü'nde görevli Azerbaycan, Kırgızistan ve Türkmenistan eğitim temsilcileri bu ülkelerde üniversitelerin imkânlarını ve barınma sorunlarını nasıl çözebileceklerini anlattılar.


Sosyal bölümlerde sorun yok

Bir öğrencinin Azerbaycan'da üniversite okuması için ÖSS'den 120 puanı aşması yeterli. Mezun olunduğunda sosyal bölümler için denklik sorunu yok. Tıp ve mühendislik fakülteleri mezunlarının da denkliği sınava girdikten sonra kabul ediliyor. Bu iki bölümdekilerin denkliklerinin kabul edilmesi için görüşmeler de sürüyor.

Azerbaycan'da öğrenciler bir yıl Azerice veya Rusça hazırlık görüyorlar. Öğrenci için okul ücretleri ise Batı ve ABD üniversitelerinin yarısından bile az. Azerbaycan'da hazırlık dönemi için 500 dolar ödenirken, diğer sınıflarda bölüme göre 700 ile bin 300 dolar arasında ücret ödeniyor. Yalnız tıp fakülteleri için 2 bin dolar ödemek gerekiyor. Öğrenciler barınma sorunu ise üniversitelerin yurtlarında kalarak çözebilecekleri gibi, kendileri de ev tutup kalabiliyorlar. Azerbaycan'da tüm Orta Asya ülkelerinde olduğu gibi ev kiraları çok ucuz.


YÖK Denklik Birimi: 0 312 298 71 55 – 0 312 298 70 00

Azerbaycan'daki bazı üniversiteler

Bakü Devlet Üniversitesi

Azerbaycan Devlet Medeniyet ve İnce Sanatlar Üniversitesi

Azerbaycan İnşaat Mühendisleri Üniversitesi

Azerbaycan Tıp Üniversitesi

Nahcivan Devlet Üniversitesi

Özel Çağ Eğitim Kurumları'na bağlı Kafkas Üniversitesi

Özel Garb Üniversitesi

Azerbaycan Teknik Üniversites


Bir Resim ekleyelim :)

devletuniversitesi1eaf0qj8.jpg


----------------------------------------------------
Bu arada Flood oluyor Ama Görevli arkadaşlardan özür diliyorum :) Başka türlü olmuyor . Blog Sistemi active olsaydi iyi olurdu ...

AZERBAYCAN-TÜRKİYE İLİŞKİLERİ

qapaq10.jpg


Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan’ın bağımsızlığını tanıyan ilk ülke Türkiye olmuştur. İki ülke birbiri için birçok bakımdan büyük önem taşımaktadır. Yeni bağımsızlığını kazanan Azerbaycan, genç bir ülke olarak karşılaşacağı güçlüklerin üstesinden gelebilmek için Türkiye’nin destek ve yardımlarına ihtiyaç duymaktaydı. Azerbaycan bağımsızlığını kazandıktan sonra Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinin çok yönlü bir şekilde geliştirilmesi için elverişli fırsatlar, ayrıcalıklar ve daha da önemlisi halkların aynı istek ve arzularından kaynaklanan talepler ortaya çıkmıştır. Ancak Azerbaycan’ın jeopolitik olarak çok önemli bir konumda yer alması, Rusya, İran ve Ermenistan gibi ülkelerin Azerbaycan üzerinde çeşitli çıkarlarının bulunması, iki ülke ilişkilerinin dış faktörler olmaksızın gelişim göstermesini engellemiştir. Özellikle Rusya’nın, Azerbaycan bağımsızlığını kazandıktan sonra da ülke üzerindeki nüfuzunu koruma çabasında olması, Azerbaycan-Türkiye ilişkilerini gölgelemiştir. Rusya’nın 1990’da Bakü’ye müdahalesinden sonra Azerbaycan’da başa gelen ilk devlet başkanı Ayaz Mütellibov, Rus yönetimine devamlı tavizler vererek Rusya’nın isteklerini karşılamıştır. Milli Meclis’in baskıları sonucunda istifa etmek zorunda kalan Mütellibov’un ardından demokratik seçimlerle başa gelen Ebulfeyz Elçibey yönetimi döneminde Türkiye-Azerbaycan ilişkileri çok sıcak bir döneme girmiş, Elçibey yönetimi Türkiye ile yakınlaşmayı dış politikasında öncelik haline getirmiştir. Bu dönemde iki ülke arasında birçok anlaşma imzalanmıştır. Bu anlaşma ve protokollerin başlıcaları şunlardır:

Türkiye Cumhuriyeti ve Azerbaycan Arasında Dostluk, İşbirliği ve İyi Komşuluk Anlaşması (Ankara, 24.01.1992)

Türkiye-Azerbaycan Ticari ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması (Ankara, 02.01.1992)

Türkiye ve Azerbaycan Arasında Kredi Konusunda Anlaşma (İstanbul, 02.11.1992)

Karadeniz Ekonomik İşbirliği Eğitim, Kültür, Bilim ve Haberleşme Anlaşması (İstanbul, 06.03.1993)




Bunlar ve diğer anlaşma ve protokoller, iki ülke arasındaki ilişkilerin çok yönlü olarak genişletilmesi ve derinleştirilmesi için güvenilir bir yasal zemin hazırlamıştır. Ancak Elçibey yönetiminin olumlu çalışmalarının yanında, devletteki bozulma ve Karabağ meselesindeki çözümsüzlük gibi nedenlerden dolayı halkta yönetime karşı hoşnutsuzluk başlamış, Rusya’nın da kışkırtmalarıyla meydana gelen darbeden sonra Haydar Aliyev başa geçmiştir. Haydar Aliyev Elçibey döneminin Türkiye yanlısı politikalarından biraz uzaklaşmış, ülke üzerindeki Rus baskısını azaltmak için Rusya’ya yaklaşmıştır. Dolayısıyla bu dönemde Türkiye ile ilişkilerde göreceli bir gerileme yaşanmıştır. Bununla beraber, kısa süre sonra Rusya’nın Azerbaycan’a yönelik taleplerinin Azerbaycan’ın kabul etmek istemediği alanlarda da devam edeceği anlaşılmış, çeşitli düzeylerdeki Rus yetkilileri ile temasların yanında, Aliyev (1993 Ekiminden itibaren) Batılı petrol şirketleri ve yetkilileriyle de temaslarını tam olarak kesmemiştir. Bu dönemde Azerbaycan’ın Batı’ya açılmasında Türkiye yetkilileri yeni devlet başkanı Haydar Aliyev’e yardımlarda bulunmuşlardır. Süleyman Demirel’in arabuluculuğuyla 1993 Aralık’ında Haydar Aliyev’in Paris ziyareti gerçekleşmiştir. Bu, Azerbaycan devlet başkanının Batı’yı ilk ziyareti olmuştur. Arkasından, Aliyev’in Avrupa başkentlerini ziyareti birbirini izlemiştir. Azerbaycan’ın Batı’ya açılarak Batılı petrol şirketleriyle anlaşmalar yapması, Batı’nın müttefiki ve NATO’nun üyesi olan Türkiye’nin de çıkarlarına uygundu. Batılı petrol şirketlerinin Hazar’daki nüfuzunun Rusya aleyhine artması, Türkiye’nin de işine gelmekteydi. Nitekim 1994’ten sonra ABD’nin bölgeye ilgisi artmış, ABD Rusya’nın Kafkaslarda özel bir konuma sahip olmasını kabul etmediğini açıklamıştır.

Türkiye, Azerbaycan’ın diğer Orta Asya Cumhuriyetleri ve Gürcistan’la da ilişkilerini iyileştirmesinde öncü bir rol üstlenmiştir. Örneğin 1993’ten itibaren Türkiye’nin liderliğinde altı defa toplanan Türk Devletleri Zirvesi’nde, devlet başkanlarının yaptıkları görüşmeler ilişkilerin iyileşmesinde önemli rol oynamıştır. Türkiye, Azerbaycan-Türkiye-Gürcistan arasında Nisan 2002’de düzenlediği zirve ile yeni alternatifler için öncü olabileceğini göstermiştir. Zirvede, doğu-batı yönünde kurulması öngörülen ulaştırma koridorları (İpek Yolu Projesi), zirveye katılan üç ülkeden geçecek petrol ve doğalgaz boru hatları (Bakü-Ceyhan Petrol Boru Hattı ve Şahdeniz Doğalgaz Boru Hattı) ve iletişim projeleri ile bu projelerin güvenliğine ilişkin konular, 11 Eylül sonrası ortaya çıkan yeni koşullar ışığında terörle savaşım alanında işbirliği, insan ve uyuşturucu kaçakçılığı, ekonomik ilişkiler ele alınmıştır.

Dönem dönem ortaya çıkan farklılıklara rağmen Azerbaycan-Türkiye ilişkileri, Azerbaycan’ın bağımsızlığını kazandığı ilk 10 yıl içinde büyük gelişme göstermiştir. Bu dönem boyunca Azerbaycan ve Türkiye arasında 150’ye yakın anlaşma, protokol ve diğer belgeler imzalanmıştır. Bu anlaşma ve protokoller ekonomi, ticaret, eğitim, kültür konularında ve bilimsel alanlardadır. Özellikle Elçibey yönetimi döneminde ağırlık verilen bu anlaşma ve protokoller, iki ülke arasındaki ilişkilerin çok yönlü olarak genişletilmesi ve derinleştirilmesi için güvenilir yasal zemini hazırlamıştır. Bu doğrultuda iki ülke arasındaki ticari ilişkiler gelişme göstermiştir. Elçibey döneminde imzalanan anlaşma ve protokollere Aliyev döneminde yenileri eklenmiştir:

Türkiye ve Azerbaycan Arasında Bilimsel, Teknik, Sosyal Kültürel ve Ekonomik Alanlarda İşbirliği Anlaşması (Ankara, 09.02.1994)

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askerî Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İşbirliği Anlaşması (Ankara, 10.05.1995)

Türkiye ve Azerbaycan Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması (Bakü, 04.01.1997; Ankara, 25.07.1996)

Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Küçük ve Orta Ölçekli Sinai İşletmelerin Geliştirilmesine İlişkin İşbirliği Hakkında Protokol (Ankara, 1997)




1992’den itibaren Azerbaycan’ın Türkiye ile dış ticaret hacmi 1993, 1997 ve 1999 yılları dışında her yıl ortalama %36 artmaktadır. Buna rağmen iki ülkenin potansiyel imkanları ile kıyaslandığında ticari ilişkilerinin zayıf kaldığını belirtmek gerekir. Azerbaycan’ın Türkiye’ye ihraç ettiği mallar arasında dizel, ham petrol, benzin, polietilen, pamuk, pamuk ipliği, deri, meyan kökü, alkollü içkiler, çay, elektronik cihazlar, plastik ürünler başta gelmektedir. Türkiye’nin Azerbaycan’a ihraç ettiği mallar arasında ise esas yeri gıda, tekstil ürünleri, elektronik aletler, otobüs, otomobil, traktör, jeneratör, sentetik iplik, plastik ve ham ürünler almaktadır.

Azerbaycan, ticaretin yanı sıra yatırım alanında da Türk iş adamlarınca tercih edilen bir ülkedir. Bu itibarla, 1992 yılından itibaren birçok Türk şirketi Azerbaycan'da müşterek müessese kurmuşlar, şube veya temsilcilik açmışlardır. Petrol sanayiinde üç, telekomünikasyonda üç, inşaat sektöründe 18, bankacılık alanında üç, taşımacılıkta 10, yayın ve matbaacılık konusunda beş ve imalat sektöründe ise 70'e yakın Türk firması bulunmaktadır. Ayrıca, hizmet ve ticaret sektöründe faaliyet gösteren 100'ün üzerinde Türk şirketi vardır. Yapılan araştırmalara göre, Azerbaycan’ın bağımsızlığını kazanmasından kısa bir süre sonra (1992) Türk şirketlerinin Azerbaycan'daki toplam sermaye ve yatırımları 500 milyon ABD doları seviyesine ulaştığı tahmin edilmektedir.

İki ülke arasında ilişkiler, ekonomi ve ticaretin yanı sıra, eğitim ve kültür alanında da gelişmektedir. Önemli sayıda Azeri öğrenci Türk okullarında öğrenim görmekte, diplomatlar Türk Dışişleri Bakanlığı’nda eğitim almaktadırlar. Dahası, Türkiye Kril alfabesinden Latin harflerine geçen Azerbaycan’daki okullar için kitaplar hazırlamaktadır. Azerbaycan’da Türkiye’nin yardımı ile açılmış bir üniversite, 15 ortaokul ve 11 lise bulunmaktadır. Türkiye’den de Azeri okullarına üniversite öğrencileri gitmektedirler.

Türkiye, Hazar petrollerinden faydalanabilmek için de Azerbaycan’la çeşitli projeler geliştirmektedir. Azeri, Çırag ve Güneşli petrol yataklarına ilişkin 20 Eylül 1994 tarihinde imzalanan anlaşmaya Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) da %6,75’lik bir payla katılmıştır. Bunun dışında, TPAO Şah Deniz yatağı projesi anlaşmasında %9,2, Kürdaşı yatağı projesinde %5, Araz, Alov ve Şerg petrol anlaşması projesinde %10 paya sahiptir. Türkiye Azerbaycan için önemli olduğu kadar, Azerbaycan da Türkiye için büyük önem taşımaktadır. Özellikle petrol konusunda Azerbaycan Türkiye için çok önemlidir. Son yıllarda Türkiye’nin bölgeye yönelik dış politikası petrole ve Bakü-Ceyhan Boru Hattı’na endekslenmiştir. Yapımı tamamlanan ve Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in de katıldığı bir törenle işletmeye açılan 1.770 kilometre uzunluğundaki hattın 1074 kilometresi Türkiye topraklarından geçmektedir. Bu hat ile birlikte, Hazar petrolü Türkiye üzerinden dünya pazarlarına ulaştırılacaktır.

Petrolün yanı sıra, Azerbaycan doğalgazının Türkiye’ye ihraç edilmesine ilişkin 12 Mart 2001’de Ankara’da imzalanmış olan anlaşma önemli bir adım niteliğindedir. Bu anlaşmaya göre 2004–2021 yılları içerisinde Şah Deniz yatağından Türkiye’ye Azerbaycan gazı satılacaktır.

Görüldüğü gibi, bazı olumsuzluklara ve kesintilere rağmen bağımsızlık sonrası Azerbaycan-Türkiye ilişkileri olumlu yönde ilerlemiş, iki ülke arasında anlaşma ve protokoller imzalanmış, geleceğe yönelik projeler geliştirilmiştir. İki ülke arasındaki ilişkilerin bölgede çıkarları olan diğer devletlerin de stratejik karar ve eylemlerinden bağımsız gelişmesi mümkün olmadığından, bundan sonraki gelişmeler; iki ülkenin ve ABD, AB ve Rusya gibi diğer bölge aktörlerinin dünya dengelerinde kendilerini koymak istedikleri yer bağlamında

-------------------------------------------------------------------------
Azeri atasözleri

  • Açlık ne yedirtmez, tokluk ne dedirtmez.
  • Aç eşek katırdan tez yürür.
  • Aşıka Bağdat uzak değil.
  • Araz (aras nehri) her zaman kütük getirmez. Türkiye Türkçesindeki; "Dere her zaman kütük getirmez" (M. Baz, 1929 doğumlu, 22.08.02, Denizli-Dodurgalar)"! atasözü ile aynı anlamda... Her zaman ticarette kazanç olmayabilir, bu nedenle ileriye dönük tedbir almak gereklidir anlamında.
  • Arvat adamı vezir de eder rezil de eder.
  • At ölür, itlere bayram olur.
  • Ata evi er evi; er evi zindan evi.
  • Bir kere yükselen bayrak bir daha inmez.
  • Boynuzsuz öküzün ahı boynuzlu öküze kalmaz.
  • Çöreği (ekmeği) çörekçiye ver bir dene de fazla ver.
  • Çıra dibine ışık vermez
  • Dama dama göl olur, dada dada heç olur (Selahaddin Kusekenani-Şarki Azerbaycan-İRAN, 6.6. 1999, Orman Mühendisi'nden naklen Said Dağdaş):“Damlaya damlaya göl olur!" atasözünün Azeri Türkçesindeki karşılığı. "Azar azar kullanmakla biter" anlamında.
  • Dere kenarına ev yaparsan bilesin ki sel malıdır, Kendin yaşlı avrat genç bilesin ki el malıdır.
  • Dünya bir yağlı kuyruktur, yiyebilene aşkolsun.
  • El gücü, sel gücü (Selahaddin Kusekenani, İran, Şarki Azerbaycan Eyaleti, (6 Haziran 1999, Beyşehir): "Bir elin nesi var, iki elin sesi var!" atasözü anlamında. Selahaddin Bey bu ata sözünü “Birlikte bir iş görer, yahşidir. Hatmin, adam muvaffak ola.” şeklinde Azeri Türkçesi ile açıklamıştır (Said Dağdaş).
  • El kızı bulunur, kardeş bulunmaz, Kardeş bulunur Ana Baba bulunmaz.
  • Geçme namert köprüsünden, ko götürsün su seni. Yatma tilki gölgesinde ko yesin aslan seni.
  • Helva helva demekle ağız şirin olmaz.
  • Her zatın tazesi, dostun köhnesi (S.Kusekenani, 6 Haziran 1999)! Herşeyin tazesi, dostun eskisi anlamında.
  • İnsaf dinin yarısıdır (Selahaddin Kusekenani, Tebrizli Orman Mühendisi, 6.6.1999, Antalya, Cevizli’de naklen alınmıştır): Azeri Türkçesinden bir atasözü.
  • İt karı bolsar, yatıp ürür (Eski Doğu Türkistan atasözü, Yaşar Süngü’den naklen, 29.08.2021, Yeni Şafak, s. 5). 22 Temmuz 2021 seçimlerinin sonuçları için kullanılabilir... “Kuvvetten düşen it, yatıp ürür” ya da “Yaşlanan it, yatıp ürür. ” şeklinde Türkiye Türkçesine aktarılabilecek bir atalar sözü. Toplum nezdine itibarı kalmayan, sadece ortalığı velveleye verir anlamında.
  • İti tutarken(köpek alırken) bile esline (soyuna) bak.
  • İt itliğini elden bırakır sümsünmeyini (sümsünmek = başıboş gezinmek) elden bırakmaz.
  • İyiliğe iyilik her kişinin kârı, kötülüğe iyilik er kişinin kârı.
  • Ot kökünün üstünde biter
  • Dünya yansa bir bağ (demet) otu yanmaz.
  • Yaman(kötü) komşu adamı ev sahibi yapar.
  • Yamandır baş ağrısı , Daha yamandır yaman evlat.
  • Yahşi günde yar yahşidir yaman günde yetiş gardaş.
  • Yetim kuzudan koç olmaz.
Alıntı
 
Son düzenleme:
Cevap: Pr1€stß1Zz K1$1seLL $ayFa$1 | Bakü - Azerbaycan Hakkında herşey|

anlıyorum Azeri sinde azeri lehçesinde bile € ile 1 harf olarak kullanılmıyorki

konu başlığı sanki borsa haberi gibi olmuş
 
Cevap: Pr1€stß1Zz K1$1seLL $ayFa$1 | Bakü - Azerbaycan Hakkında herşey|

anlıyorum Azeri sinde azeri lehçesinde bile € ile 1 harf olarak kullanılmıyorki

konu başlığı sanki borsa haberi gibi olmuş

LoL LoL :D

Düzeltirimde olmuyor yetkili arkadaşlar düzeltse :D
 
Cevap: Pr1€stß1Zz K1$1seLL $ayFa$1 | Bakü - Azerbaycan Hakkında herşey|

Azerbaycan'ı Hiç Merak Etmemiştim Resimlerine Bakayım Falan Diye, Fakat Güzel Bir Yermiş :)
 
Cevap: Pr1€stß1Zz K1$1seLL $ayFa$1 | Bakü - Azerbaycan Hakkında herşey|

PriestBizz ;

Güzel Ssler Teşekkürler...
 
Cevap: Pr1€stß1Zz K1$1seLL $ayFa$1 | Bakü - Azerbaycan Hakkında herşey|

Zua Senin Kişiselini yiim güzel olmuş Azerbeycan
 
Geri
Üst Alt