Dr.Sayko Kişisel Sayfam ~~ Cok Beyeniceksiniz || Güncellendi ~
16.05.2021 Tarihi Güncellenmiştir.
Degişiklik : Bir Mektup Eklenmiştir..
Adım : Ozan
SoyAdım : Comez
Rumuz : Dr.Sayko
Calıstıgı Firmalar & Siteler : Leader-Security Hack Team , Cyber-İsyan Hack Team , CyberDefacer Hack Team , Ottoman-Power Hack Team , Avcı Hack Team , Arz Web Firması , PLAYOFCS , TEKNOCS Ve Daha Bir Sürü ..
Oynadıgım Oyunlar : Knight Online , Counter Strike , Zu Online
Dinledigim Şarkı Türleri : Rap , Pop , Klasik , Rock ..
Dinledigim Şarkıcılar : SAGOPA KAJMER , Kenan Doglu , KOLERA , Emre Aydın , Hepsi
,
Fawori Adamalrım : SAGOPA KAJMER , Kenan Degertaş , Ali Dogan Tugay , Kenan Doglu
Ona Yazdıgım İlk Mektup , Tamamen Bana aittir ..
~~ Sagopa Kajmer ~~
ADI
YUNUS
SOYADI
ÖZYAVUZ
RAP DÜNYASINDAKİ ADI
Sagopa Kajmer
DJ ADI
MIC CHECK
ILK DJ ADI
RAPPER M.C (Rapper Mic Check)
MAHLASI
Kaf Kef,Evliya-ı Rap,Küheylan,Yaşlı Çocuk,Karizmatik Emmi,Melodrama ve daha birçok kendine ithafı.
BRANŞI
Rap
IHTISASI
Dj-produktor-M.C
DENEYIMLERI
Turkiye'nin en büyük yabancı müzik radyolarında Dj lik ve müzik direktörlüğü
BON'SERVİS
Power Fm,Number One Fm,Metro Fm,Radio 2021,Quasar FM,Radio Contact
ILK İŞİ VE SENESİ
Radyo Dj liği-1992 / Samsun
ILK PİKABI
Grundig-belt drive dual head (aile yadigarı)
ILK PİLAĞI VE SENESİ
Carlos Santana-Black Magic Woman Double LP (vefaat eden dayısının yunusun doğumu şerefine aldığı plaktır ve çok özeldir)
ÇOCUKLUK VE MÜZİK
Boney.M,Sugarhill Gang,Joe Bataan,Freddie James,Barry White,Isaac Hayes,Bee Gees,Chic,Modern Talking,C.C.Catch,Bad Boys Blue, James Brown,Afrika Bambaataa,Run DMC,Kurtis Blow,L.L.Cool J,Ice.T vs... (Liste bir hayli kabarık)
ALDIĞI İLK ALBÜM
Run DMC-Raising Hell
ALDIĞI 2. ALBÜM
Boogie Boys-Romeo Knight
ILK MÜZİK SETİ
Universum (Old School-1985)
ÇOCUKLUK ETKİLEŞİMLERİ
Boogaloo Shrimp,Shabba Doo,Michael Joe Jackson,James Brown,Jam Master Jay,Grandmaster DST,Afrika Bambaataa & Soulsonic Force,Grandmaster Flash, Prince,Ice-T,Ömer Karacan,Aykut Sporel,Engin Arman,DJ Hakan Gündüz,Marangoz İbrahim (İlk break Dance hareketini (smurf wave) Yunus'a gösteren değeri çok yüksek biri) Savaş abi (İlk chopper dönüşünü Yunus'a öğreten kişi),Diether Bohlen,Afrika Islam,Public Enemy,Skinny Boys,Scott La Rock,Krs,Premier ve Guru vs....
EN SEVDİĞİ RAP GRUPLARI (80'ler)
Run DMC,Public Enemy,Boogie Down Productions,Gangstarr,Skinny Boys,Ultramagnetic MC's,Sir Ibu,De La Soul,Soulsonic Force,Ryhme Syndicate,Whodini
EN SEVDİĞİ RAP SANATÇILARI (80'ler)
Chuck D,Ice T,L.L,Krs,Cube,Kool Keith,Rakim vs....
EN SEVDİĞİ RAP ALBÜMLERİ (80'ler)
Public Enemy'nin Fear Of A Black Planet ve diğer tüm albümleri,Boogie Down Productions'ın tüm albümleri,Run DMC-Tougher than Leather ve Raising Hell albümleri
Mantronix-In Full Effect,L.L.Cool J-Radio,Ice-T-Power,Afrika Bambaataa & Soulsonic Force-Planet rock,Eric.B & Rakim-Paid In Full ve Follow The Leader albümleri,Ultramagnetic Mc's-Critical Beatdown ve diğer albümleri,Gangstarr-step in the arena ve diğer tüm albümleri vs...
EN SEVDİĞİ RAP GRUPLARI (90'lar)
Das EFX,Mobb Deep,Organized Konfusion,The Beatnuts,D.I.T.C.,Extra Prolific,Group Home,Dwellas,Freestyle Fellowship,Cypress Hill,Artifacts Company Flow,Fu-Schnickens,Pete Rock & CL Smooth.vs (Liste kabarık)
EN SEVDİĞİ RAP SANATÇILARI (90'lar)
Pharoahe Monch,Mikah 9,Aceyalone,Diamond.D,Juju & psycho Less,redman,pete rock,Nas,Jay-z vs....(Liste Kabarık)
EN SEVDİĞİ RAP ALBÜMLERİ (90'lar)
Organized Konfusion-stress agenda ve debut LP,Nas-Illmatic,Jay-z-reasonable doubt,cypress Hill tüm albümleri,freestyle fellowship tüm albümleri vs...
ILK SOLO
Sözlerim Silahım 1998
ILK EP
1999-Pesimist EP 1
ILK SARKI
duman (Sözlerim silahım-1998)
ILK KONSER
İzmir-Fuar / 1998
AKILLARA KAZINAN ILK SÖZLERİ
"Seni beni ezenlere sözlerim silahım","Kuytu Köşelerde ruhunu satma","Bak evlat alışkanlıklarını bir kenara at" vs...
YERALDIĞI ILK PROFESYONEL ALBUM
Yeraltı Operasyonu karma albüm (yapım 1998)
KIRILMA NOKTASI
Sene 2003/ Bir Pesimistin Gözyaşları Double LP
MUZIKTE ILKOKUL
Sözlerim silahım (1998)
MÜZİKTE ORTAOKUL
İhtiyar Heteyi (2001)
MÜZİKTE LİSE
Sagopa Kajmer LP (2001-2002)
MÜZİKTE ÜNİVERSİTE
Bir Pesimistin Gözyaşları Double LP (2003)
MÜZİKTE MASTER
Gora Soundtrack (2004)
MÜZİKTE DOKTORA
Romantizma (2005)
MÜZİK MAESTRO & PRODÜKSYON
Kolera-Karantina Embryo,Dr Fuchs-Huzur N Darem,Ceza-Med-Cezir (tamamı),Ceza-Rapstar (birçok beat),Kafile Turk Rap Karma ve daha birçok albüm
ILKLER
Turkiye'nin ilk Double Rap albümünü yaptı.(Ilk kez bir albümde sözler ,sanatçı tarafından kendi el yazısıyla yazılan bir not defteriyle verildi).Turkçe sözlü Rap müziği adına Türkiye çapında ilk büyük ödül Vasiyet şarkısıyla Sagopa Kajmer'e verildi.Türk Rapi ilk kez dünya çapında gösterilen ve ülkede gişe rekoru kıran bir filmde yer buldu.Film Cem Yılmaz'ın G.O.R.A 'sıydı.Ilk Turntablism bu soundtrack deki goradramaturnz de yer buldu.bu bir ilktir. Ve tabiki rapte Pesimist-karamsar ve melankolik akımı başlattı.
SAYGI DUYDUKLARI
Orhan Gencebay,Nur Belda Yoldaş,Ergüder Yoldaş,Barış Manço ve Kurtalan Express,Salim Dündar,Nüket Duru,Mazhar Alanson,Mısırlı Ahmet,Hasan Cihat Örter Aykut Sporel,Engin Arman,Hakan Gündüz,Ömer Karacan.
ILK ILHAM KAYNAĞI
Babası Mehmet Özyavuz
EN SEVDİĞİ TURNTABLE
Vestax ve 1200 technics
EN SEVDİĞİ MİXER
vestax PMC serisi ve Rane
EN SEVDİĞİ PİKAP İĞNESİ
Shure m-44/7
EN SEVDİĞİ DJ'LER
Q-bert,mixmaster mike,mike boo,ricrukka,pfl,d-styles,dj flare,dj shadow,toadstyle,ned hoddigs,craze,a-trak
EN SEVDİĞİ YEMEK
Musakka & pilav,kentucky fried chicken hot wings & kolslovvvv,balık,satır köfte,her türlü meksika ve türk mutfağı,mantı hmmmmmmmm.
EN SEVDİĞİ SÖZÜ
Hepsi kendisine aynı lezzette geldiği için her biri özel.
EN SEVDİĞİ İÇECEK
Su
EN SEVMEDİĞİ ŞEYLER
İçkiye karşı çok katı. İçmez ve nasıl içilebildiğini merak eder.sakatat için de aynı şey geçerli hiç sevmez. Çok kola ve kahve içeni sevmez. Israrcılıktan ve ganimetçilikten hele hele yalanı yurt edinmişten tiksinir. Çıkarcıları sevmez.
BECERILERİ
Scracth ,her türlü yemeği profesyonelce yapar,dereceli bir break dance icracısıdır.Birkaç dakikada bir yığın hotwings yer,çok güzel hicveder.türk kahvesini de bol köpüklü yapar ve kahve sevenlerin gönlünü de alır.Farsça bilir,üniversite hazırlık Türkce sorularını güleh güleh çözer,dilbilgisini bilir.
SEVDİĞİ FİLMLER
Koleranın bölümündekilerle aynıdır hemen hemen,eklenecek birşeyler varsa o da breakin 1984 ve beatstreet dir.
EFSANELERI
Michael Jackson,James Brown,Chuck D,Barış Manco,Nur Belda Yoldaş,Orhan Gencebay
SAGOPA KAJMER İSMİ NERDEN GELİR ?
Müzik hayatında kullandığı ismi Sagopa, Mısır'da bir piramidin adıdır. Birçok arkeolog bu piramidin sırrını çözmeye çalışırken, tuzaklara düşüp can verdikleri söylenir. En son, soyadı Kajmeri olan bir arkeolog, Sagopa'nın gizemini ortaya çıkartmış ve piramidin en gizemli yerine, son odasına girerek, duvara Sagopa'nın gizemini çözen anlamına gelen Sagopa Kajmeri kazımıştır. Ancak bu arkeolog da (Gerhard Kajmer) hava akımı yüzünden can vermiştir. Bu olaydan bir süre sonra piramide modern araçlarla giren bilim adamları, ölen adamın (Gerhard Kajmeri)'nin cesedini bulmuşlar ve piramide donanımsız girme cesaretinden dolayı bu adamın adını tüm dünyaya duyurmuşlardır.
1962 Muş doğumlu, ilk öğrenimini Muş’ta, orta öğrenimini Ankara Atatürk Lisesinde, yüksek öğrenimini ise İTÜ Elektronik ve Haberleşme Mühendisliğinde tamamladı. Sonrasında İÜ Siyasal Bilimler Fakültesine devam etti.
1987 yılında AT&T-NCR Şirketinin Muğla - Denizli Sorumlusu olarak Marmaris’e yerleşti. Böylece İstanbul’da kariyer yapmak yerine Türkiye’mizin bu güzel coğrafyasında yaşamaya karar verdi. O yıllarda Bilişim Teknolojisi çok yeniydi. Bölgedeki birçok banka ve kuruluşun bilgisayar alt yapısını gerçekleştirerek, Marmaris'in yüksek teknoloji ile tanışmasına öncülük etti.
Dokuz yıl bu şirkette görev yapan Kenan Değertaş, 1993 yılında kendi şirketini (Çağlar Teknoloji) kurdu. O günden beri satış ve hizmet odaklı şirketinde yönetici olarak çalışmaktadır.
2004 yılında yapılan yerel seçimlerde Marmaris Belediye Meclis Üyesi seçildi. Görev süresi boyunca ilkeli ve tutarlı çalışmaları ile Marmaris'e hizmet etti.
Sosyal sorumluluk bilinci ile eğitim ve öğretimi çok önemseyen Kenan Değertaş'ın özellikle eğitim kurumlarına yaptığı katkılar takdir ile karşılanmıştır.
Kenan Değertaş 1989 yılında Bircan Hanımla evlendi. Onyedi yaşında Çağlar ve sekiz yaşında Hazar adında iki çocuk babasıdır. Kenan DEĞERTAŞ ingilizce ve fransızca bilmektedir.
16.05.2021 Tarihi Güncellenmiştir.
Degişiklik : Bir Mektup Eklenmiştir..
Oncelikle Sloganım ;
Ko Bagımlısı Degil Ko-Cuce Bagımlısıyım
~~ Kişisel Sayfama Hoşgeldinizz ~~
Ko Bagımlısı Degil Ko-Cuce Bagımlısıyım
~~ Kişisel Sayfama Hoşgeldinizz ~~
Adım : Ozan
SoyAdım : Comez
Rumuz : Dr.Sayko
Calıstıgı Firmalar & Siteler : Leader-Security Hack Team , Cyber-İsyan Hack Team , CyberDefacer Hack Team , Ottoman-Power Hack Team , Avcı Hack Team , Arz Web Firması , PLAYOFCS , TEKNOCS Ve Daha Bir Sürü ..
Oynadıgım Oyunlar : Knight Online , Counter Strike , Zu Online
Dinledigim Şarkı Türleri : Rap , Pop , Klasik , Rock ..
Dinledigim Şarkıcılar : SAGOPA KAJMER , Kenan Doglu , KOLERA , Emre Aydın , Hepsi
Fawori Adamalrım : SAGOPA KAJMER , Kenan Degertaş , Ali Dogan Tugay , Kenan Doglu
Ona Yazdıgım İlk Mektup , Tamamen Bana aittir ..
Sana uzaktan bakıyorum. Sana bakmak inanılmaz mutlu ediyor beni. Sen gidince aklım da senin peşinden sürüklenip gidiyor, yüreğim de.. Yanında biri mi var, ona bir şey mi söylüyorsun, onunla gülüyor musun.. içim yanıyor. Ama senden sonra gördüğüm o insan birden senden biri oluyor. Senin baktığın her yer artık güzel, senin konuştuğun her insan, özel oluyor. Sen evine şu yollardan gidiyorsun. Ardından yürüyorum. Beni fark etmiyorsun. Önünden geçtiğin evlere, gölgesinde yürüdüğün ağaçlara, her gün bindiğin otobüse bakıyorum. Senin gözünle bakıyorum. Sen yokken de o yollardan defalarca geçiyorum. Senin kokun, senin havan, senin auran sinmiş havaya.. Sanki seni soluyorum. Akşamları ne yaparsın acaba? Sofraya oturduğun zaman yanında kimler var? Hangi yemeği severek yersin, neyi sevmezsin? Kitap okur musun? Hangi kitapları seversin? Ne tür filmlerden hoşlanırsın? Televizyon izler misin? Gece sokağa çıkar mısın? Arkadaşlarınla en çok neye gülersin? En çok kim kızdırır seni..Hangi futbol takımını tutarsın? Bilmeliyim. Senin hakkındaki bütün ayrıntıları öğrenmeliyim. Çünkü ben de o filmlere gideceğim, ben de o dizileri izleyeceğim, ben de o yemekleri seveceğim ya da nefret edeceğim. Bilmeliyim. Baştan kuruyorum dünyamı. Seninle yaşamaya başlıyorum. Onca kalabalığın içinde, karmaşık yaşamın ortasında eğer sen varsan daha seni görmeden bir kuş gibi çırpınmaya başlıyor yüreğim. Bir ışık çarpıyor yüzüme, bir sıcaklık yürüyor göğsümde. Anlıyorum ki sen varsın. Sen ordasın. Sen gelmişsin. Bakmadan, başımı çevirip seni görmeden varlığının farkındayım. Ey uzak uzak baktığım.. göz göze gelmeden, saçını okşamadan, değil bir rüyayı bir cümleyi paylaşmadan sevdiğim sevgilim. Bir aşk filiz verdi, fidan verdi, kök saldı içimde. Onu sana göstermek için ömrümü veririm.
~~ Sagopa Kajmer ~~
ADI
YUNUS
SOYADI
ÖZYAVUZ
RAP DÜNYASINDAKİ ADI
Sagopa Kajmer
DJ ADI
MIC CHECK
ILK DJ ADI
RAPPER M.C (Rapper Mic Check)
MAHLASI
Kaf Kef,Evliya-ı Rap,Küheylan,Yaşlı Çocuk,Karizmatik Emmi,Melodrama ve daha birçok kendine ithafı.
BRANŞI
Rap
IHTISASI
Dj-produktor-M.C
DENEYIMLERI
Turkiye'nin en büyük yabancı müzik radyolarında Dj lik ve müzik direktörlüğü
BON'SERVİS
Power Fm,Number One Fm,Metro Fm,Radio 2021,Quasar FM,Radio Contact
ILK İŞİ VE SENESİ
Radyo Dj liği-1992 / Samsun
ILK PİKABI
Grundig-belt drive dual head (aile yadigarı)
ILK PİLAĞI VE SENESİ
Carlos Santana-Black Magic Woman Double LP (vefaat eden dayısının yunusun doğumu şerefine aldığı plaktır ve çok özeldir)
ÇOCUKLUK VE MÜZİK
Boney.M,Sugarhill Gang,Joe Bataan,Freddie James,Barry White,Isaac Hayes,Bee Gees,Chic,Modern Talking,C.C.Catch,Bad Boys Blue, James Brown,Afrika Bambaataa,Run DMC,Kurtis Blow,L.L.Cool J,Ice.T vs... (Liste bir hayli kabarık)
ALDIĞI İLK ALBÜM
Run DMC-Raising Hell
ALDIĞI 2. ALBÜM
Boogie Boys-Romeo Knight
ILK MÜZİK SETİ
Universum (Old School-1985)
ÇOCUKLUK ETKİLEŞİMLERİ
Boogaloo Shrimp,Shabba Doo,Michael Joe Jackson,James Brown,Jam Master Jay,Grandmaster DST,Afrika Bambaataa & Soulsonic Force,Grandmaster Flash, Prince,Ice-T,Ömer Karacan,Aykut Sporel,Engin Arman,DJ Hakan Gündüz,Marangoz İbrahim (İlk break Dance hareketini (smurf wave) Yunus'a gösteren değeri çok yüksek biri) Savaş abi (İlk chopper dönüşünü Yunus'a öğreten kişi),Diether Bohlen,Afrika Islam,Public Enemy,Skinny Boys,Scott La Rock,Krs,Premier ve Guru vs....
EN SEVDİĞİ RAP GRUPLARI (80'ler)
Run DMC,Public Enemy,Boogie Down Productions,Gangstarr,Skinny Boys,Ultramagnetic MC's,Sir Ibu,De La Soul,Soulsonic Force,Ryhme Syndicate,Whodini
EN SEVDİĞİ RAP SANATÇILARI (80'ler)
Chuck D,Ice T,L.L,Krs,Cube,Kool Keith,Rakim vs....
EN SEVDİĞİ RAP ALBÜMLERİ (80'ler)
Public Enemy'nin Fear Of A Black Planet ve diğer tüm albümleri,Boogie Down Productions'ın tüm albümleri,Run DMC-Tougher than Leather ve Raising Hell albümleri
Mantronix-In Full Effect,L.L.Cool J-Radio,Ice-T-Power,Afrika Bambaataa & Soulsonic Force-Planet rock,Eric.B & Rakim-Paid In Full ve Follow The Leader albümleri,Ultramagnetic Mc's-Critical Beatdown ve diğer albümleri,Gangstarr-step in the arena ve diğer tüm albümleri vs...
EN SEVDİĞİ RAP GRUPLARI (90'lar)
Das EFX,Mobb Deep,Organized Konfusion,The Beatnuts,D.I.T.C.,Extra Prolific,Group Home,Dwellas,Freestyle Fellowship,Cypress Hill,Artifacts Company Flow,Fu-Schnickens,Pete Rock & CL Smooth.vs (Liste kabarık)
EN SEVDİĞİ RAP SANATÇILARI (90'lar)
Pharoahe Monch,Mikah 9,Aceyalone,Diamond.D,Juju & psycho Less,redman,pete rock,Nas,Jay-z vs....(Liste Kabarık)
EN SEVDİĞİ RAP ALBÜMLERİ (90'lar)
Organized Konfusion-stress agenda ve debut LP,Nas-Illmatic,Jay-z-reasonable doubt,cypress Hill tüm albümleri,freestyle fellowship tüm albümleri vs...
ILK SOLO
Sözlerim Silahım 1998
ILK EP
1999-Pesimist EP 1
ILK SARKI
duman (Sözlerim silahım-1998)
ILK KONSER
İzmir-Fuar / 1998
AKILLARA KAZINAN ILK SÖZLERİ
"Seni beni ezenlere sözlerim silahım","Kuytu Köşelerde ruhunu satma","Bak evlat alışkanlıklarını bir kenara at" vs...
YERALDIĞI ILK PROFESYONEL ALBUM
Yeraltı Operasyonu karma albüm (yapım 1998)
KIRILMA NOKTASI
Sene 2003/ Bir Pesimistin Gözyaşları Double LP
MUZIKTE ILKOKUL
Sözlerim silahım (1998)
MÜZİKTE ORTAOKUL
İhtiyar Heteyi (2001)
MÜZİKTE LİSE
Sagopa Kajmer LP (2001-2002)
MÜZİKTE ÜNİVERSİTE
Bir Pesimistin Gözyaşları Double LP (2003)
MÜZİKTE MASTER
Gora Soundtrack (2004)
MÜZİKTE DOKTORA
Romantizma (2005)
MÜZİK MAESTRO & PRODÜKSYON
Kolera-Karantina Embryo,Dr Fuchs-Huzur N Darem,Ceza-Med-Cezir (tamamı),Ceza-Rapstar (birçok beat),Kafile Turk Rap Karma ve daha birçok albüm
ILKLER
Turkiye'nin ilk Double Rap albümünü yaptı.(Ilk kez bir albümde sözler ,sanatçı tarafından kendi el yazısıyla yazılan bir not defteriyle verildi).Turkçe sözlü Rap müziği adına Türkiye çapında ilk büyük ödül Vasiyet şarkısıyla Sagopa Kajmer'e verildi.Türk Rapi ilk kez dünya çapında gösterilen ve ülkede gişe rekoru kıran bir filmde yer buldu.Film Cem Yılmaz'ın G.O.R.A 'sıydı.Ilk Turntablism bu soundtrack deki goradramaturnz de yer buldu.bu bir ilktir. Ve tabiki rapte Pesimist-karamsar ve melankolik akımı başlattı.
SAYGI DUYDUKLARI
Orhan Gencebay,Nur Belda Yoldaş,Ergüder Yoldaş,Barış Manço ve Kurtalan Express,Salim Dündar,Nüket Duru,Mazhar Alanson,Mısırlı Ahmet,Hasan Cihat Örter Aykut Sporel,Engin Arman,Hakan Gündüz,Ömer Karacan.
ILK ILHAM KAYNAĞI
Babası Mehmet Özyavuz
EN SEVDİĞİ TURNTABLE
Vestax ve 1200 technics
EN SEVDİĞİ MİXER
vestax PMC serisi ve Rane
EN SEVDİĞİ PİKAP İĞNESİ
Shure m-44/7
EN SEVDİĞİ DJ'LER
Q-bert,mixmaster mike,mike boo,ricrukka,pfl,d-styles,dj flare,dj shadow,toadstyle,ned hoddigs,craze,a-trak
EN SEVDİĞİ YEMEK
Musakka & pilav,kentucky fried chicken hot wings & kolslovvvv,balık,satır köfte,her türlü meksika ve türk mutfağı,mantı hmmmmmmmm.
EN SEVDİĞİ SÖZÜ
Hepsi kendisine aynı lezzette geldiği için her biri özel.
EN SEVDİĞİ İÇECEK
Su
EN SEVMEDİĞİ ŞEYLER
İçkiye karşı çok katı. İçmez ve nasıl içilebildiğini merak eder.sakatat için de aynı şey geçerli hiç sevmez. Çok kola ve kahve içeni sevmez. Israrcılıktan ve ganimetçilikten hele hele yalanı yurt edinmişten tiksinir. Çıkarcıları sevmez.
BECERILERİ
Scracth ,her türlü yemeği profesyonelce yapar,dereceli bir break dance icracısıdır.Birkaç dakikada bir yığın hotwings yer,çok güzel hicveder.türk kahvesini de bol köpüklü yapar ve kahve sevenlerin gönlünü de alır.Farsça bilir,üniversite hazırlık Türkce sorularını güleh güleh çözer,dilbilgisini bilir.
SEVDİĞİ FİLMLER
Koleranın bölümündekilerle aynıdır hemen hemen,eklenecek birşeyler varsa o da breakin 1984 ve beatstreet dir.
EFSANELERI
Michael Jackson,James Brown,Chuck D,Barış Manco,Nur Belda Yoldaş,Orhan Gencebay
SAGOPA KAJMER İSMİ NERDEN GELİR ?
Müzik hayatında kullandığı ismi Sagopa, Mısır'da bir piramidin adıdır. Birçok arkeolog bu piramidin sırrını çözmeye çalışırken, tuzaklara düşüp can verdikleri söylenir. En son, soyadı Kajmeri olan bir arkeolog, Sagopa'nın gizemini ortaya çıkartmış ve piramidin en gizemli yerine, son odasına girerek, duvara Sagopa'nın gizemini çözen anlamına gelen Sagopa Kajmeri kazımıştır. Ancak bu arkeolog da (Gerhard Kajmer) hava akımı yüzünden can vermiştir. Bu olaydan bir süre sonra piramide modern araçlarla giren bilim adamları, ölen adamın (Gerhard Kajmeri)'nin cesedini bulmuşlar ve piramide donanımsız girme cesaretinden dolayı bu adamın adını tüm dünyaya duyurmuşlardır.
~~ Kenan Degertas ~~
Biyografi :
1962 Muş doğumlu, ilk öğrenimini Muş’ta, orta öğrenimini Ankara Atatürk Lisesinde, yüksek öğrenimini ise İTÜ Elektronik ve Haberleşme Mühendisliğinde tamamladı. Sonrasında İÜ Siyasal Bilimler Fakültesine devam etti.
1987 yılında AT&T-NCR Şirketinin Muğla - Denizli Sorumlusu olarak Marmaris’e yerleşti. Böylece İstanbul’da kariyer yapmak yerine Türkiye’mizin bu güzel coğrafyasında yaşamaya karar verdi. O yıllarda Bilişim Teknolojisi çok yeniydi. Bölgedeki birçok banka ve kuruluşun bilgisayar alt yapısını gerçekleştirerek, Marmaris'in yüksek teknoloji ile tanışmasına öncülük etti.
Dokuz yıl bu şirkette görev yapan Kenan Değertaş, 1993 yılında kendi şirketini (Çağlar Teknoloji) kurdu. O günden beri satış ve hizmet odaklı şirketinde yönetici olarak çalışmaktadır.
2004 yılında yapılan yerel seçimlerde Marmaris Belediye Meclis Üyesi seçildi. Görev süresi boyunca ilkeli ve tutarlı çalışmaları ile Marmaris'e hizmet etti.
Sosyal sorumluluk bilinci ile eğitim ve öğretimi çok önemseyen Kenan Değertaş'ın özellikle eğitim kurumlarına yaptığı katkılar takdir ile karşılanmıştır.
Kenan Değertaş 1989 yılında Bircan Hanımla evlendi. Onyedi yaşında Çağlar ve sekiz yaşında Hazar adında iki çocuk babasıdır. Kenan DEĞERTAŞ ingilizce ve fransızca bilmektedir.
~~Aslı Güngor ~~
~~ Galatasaray ~~
KÜNYE :
Galatasaray Spor Kulübü
Kuruluşu
1905 Sonbaharı
Kurucuları
Ali Sami Yen, Asım Tevfik Sonumut, Emin Bülend Serdaroğlu, Celal İbrahim, Bekir Sıtkı Bircan, Reşat Şirvanizade, Refik Cevdet Kalpakçıoğlu, Abidin Daver
Kurulduğu Yer
Galatasaray Lisesi 5. sınıfı
İlk Renkler
Kırmızı-Beyaz (Sonradan Sarı-Siyah ve Sarı -Kırmızı)
İlk Lokal
Galatasaray`da Bulgar Sütçü`nün Dükkanı
İlk Amblem
Tobler Çikolatasındaki Kartal
İlk Başkan
Ali Sami Yen
İlk Maç
Galatasaray- Kadıköy Faure Mektebi (2-0)
İlk Spor Dalı
Futbol
İlk Şampiyonluk
İstanbul Pazar Ligi Şampiyonluğu
Kuruluş Hedefi
"İngilizler gibi toplu halde oynamak, bir renge ve isme sahip olmak. Türk olmayan takımları yenmek." Ali Sami Yen
KURULUŞ
Galatasaray Spor Kulübü, Türk Spor Tarihi'ndeki öncü olma özelliğini hiç kuşkusuz içinden doğduğu ve gene öncü bir kurum olan Galatasaray Lisesi'nden (Mektebi Sultani) almıştır. Okul ile kulüp arasındaki koparılmaz bağ, yadsınamayacak bir gerçeklik ve övünç kaynağıdır.
Devlet adamı yetiştirmek amacıyla II. Beyazıt tarafından 1481'de kurulan mektep, adını kurulduğu bölgeden alır ve "Galata Sarayı" olarak anılmaya başlar. Okul modern konumuna 1 Eylül 1868'de Sultan Abdülaziz döneminde kavuşur. Okul' un yeniden yapılanmasıyla birlikte, Türkiye'de de gerçek anlamıyla ilk sportif çalışmalar başlamış olur ve okulda Beden Eğitimi dersi jimnastikçi 'Monsieur Curel' tarafından eğitim programına konur. Bu atılımlar gerçekten bir devrim niteliği taşımaktadırlar. Curel, modern aletler eşliğinde çalıştırdığı öğrencileri sportif açıdan geliştirirken, onlar için Kağıthane'de bir idman Bayramı düzenler. Yıl 1870'tir. Bu etkinlikte başarı gösteren sporcular değişik ödül ve madalyalar kazanır ve yarışmaların sonunda öğrencilere "kuzulu pilav" verilir. Bu da, sonraki yıllarda bir başka geleneğin başlangıcını oluşturur.
Curel'den sonra görevi devralan yabancı spor hocaları (M. Moiroux, Signor Martinetti, Stangali gibi), jimnastik ve atletizmin yanı sıra, değişik branşlara da eğilerek (yüzme, kürek, aletli jimnastik), bir ilki daha başlatmış olurlar. Bu çalışmaların ürünü çok geçmeden alınmaya başlanır ve adı Türk Spor Tarihi'ne altın harflerle yazılan Faik Üstünidman'ın yanı sıra, Binbaşı Mazhar Kazancı, Abdurrahman ve Ahmet Robenson kardeşler GSL'nde görev alıp, izcilik, tenis, hokey gibi spor dallarının öğrenciler arasında yaygınlaşmasını sağlarlar. Özellikle Üstünidman'ın ön ayak olmasıyla, öğrenciler futbolla tanışırlar. Ama oynanan futbol, bir kör dövüşünden farklı olmayan ve kural tanımayan bir koşuşturmayı andırmaktadır. Ama futbol GSL' nin Tören Kapısı'ndan adımını atmış ve tam bir salgına dönüşmüştür.
1901 yılında İstanbul'da yaşayan iki İngiliz, James Lafontaine ve Horace Armitage, Rum ve İngiliz oyunculardan oluşan Kadıköy Futbol Kulübü'nü kurmuşlar ama 1903'te takımdaki İngilizler bir anlaşmazlık sonucu ayrılarak Moda Kulübü'nü oluşturmuşlardır. 1904 yılında ise bu kulüpler, Imogen, Elpis, Strugglers takımlarıyla anlaşarak, İstanbul Futbol Birliği'ni hayata geçirmişler ve bugünkü Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı'nın yerinde bulunan "Union Club-İttihat Spor" sahasında düzenli karşılaşmalar yapmaya başlamışlardır. Görüldüğü gibi bu takımlar yabancı ya da azınlık takımlarıdır. Türk olmayan ekiplerin gerçekleştirdikleri bu ilk futbol karşılaşmaları, GSL öğrencilerini hem ilgilendirir hem de çok üzer. Artık onların amacı, kendi futbol kulüplerini kurmak, ölesiye sevdikleri bu oyunun kurallarını "hatmetmek" ve yabancılarla boy ölçüşmektir.
Türk olmayan takımları yenmek
Galatasaray Spor Kulübü'nün kurucusu Ali Sami Yen, "Ellinci Yıl" kitabında kuruluş öyküsünü şöyle anlatır:
"1 Teşrin 1905'te mektebin beşinci sınıfında edebiyat muallimimiz merhum Mehmet Ata beyin dersi esnasında birkaç arkadaş baş başa vererek Galatasaray'da bir futbol kulübü kurmaya karar verdik. İlk müteşebbisler oyuna ve mücadeleye meyyal arkadaşlardan Asım Tevfik Sonumut, Reşat Şirvani, Cevdet Kalpakçıoğlu, Abidin Daver, Kamil...gibi gençlerdi. Mektepde tahsilde bulunan Bulgar ve Sırp talebesinden çevik ve kuvvetli olanlar da bize iltihak etmişlerdi. Asım'ı muhasebeciliğe, Cevdet'i ikinci reisliğe seçmiş, kendim de Reis olmuştum. Asım her hafta arkadaşlardan birer kuruş toplamakda mahir olduğu için kendisini muhasebeci yapmıştık. Ben Reisliği topu yağlayıp şişirmekle almıştım. Topumuza evladım gibi bakardım. Zaten varımız yoğumuz da toptu. Mektebe gelirken, domuz sokağından geçer, domuz yağı alırdım. Topu onunla yağlar, şişirirdim; yamasını yeni pabucumdan kesmiştim. Bunu gören arkadaşlar, bana hepimizden fazla paye vermişlerdi. Yani o zaman Reisliğe ve diğer vazifelere payeyi, en çok çalışan kazanırdı. Cevdet de ikinci Reisliği formaları yıkadığı için almıştı.
"Maksadımız İngilizler gibi toplu bir halde oynamak, bir renge ve bir isme malik olmak ve Türk olmayan takımları yenmek."
Kulübün adının Gloria (Zafer) ya da Audace (Cesaret) konulması yolunda görüşler ortaya atılmışsa da, sonuçta Galatasaray olmasında anlaşmaya varılmıştır. Araştırmacı Cem Atabeyoğlu, Galatasaray adının, bu takımın yaptığı ilk maçta Rum ekibini 2-0 yenerken, seyircilerin onlardan "Galata Sarayı efendileri"diye söz etmelerinden doğduğunu yazar. Bunun üzerine kurucular da ismi benimserler ve "Adımız Galata Sarayı olsun" derler.
Kurucu Listeler
1905'ten 1919'a kadar Galatasaray Spor Kulübü'ne Başkanlık yapan, mektebin 889 numaralı öğrencisi Ali Sami Yen, inci gibi elyazısıyla tuttuğu Galatasaray Terbiye-i Bedeniye Kulübü ıhsaiyet Defteri'nin (Sayım-İstatistik Defteri) 181 ve 182. sayfalarında kurucu 13 üyeyi şöyle sıralar:
1-Ali Sami Yen
2-Asım Sonumut
3-Emin Bülend Serdaroğlu
4-Celal İbrahim
5-B. Nikolof
6-Milo Bakiş
7-Pol Bakiş
8-Bekir Sıtkı Bircan
9-Tahsin Nahit
10-Reşat Şirvanizade
11-Hüseyin Hüsnü
12-Refik Cevdet Kalpakçıoğlu
13-Abidin Daver
1905'te Osmanlı İmparatorluğu'nda bir dernekler yasası bulunmadığından, Galatasaray Spor Kulübü yasal olarak tescil edilme olanağını bulamamıştır. 1912 yılında Cemiyetler Kanunu çıkarıldıktan sonra, kulüp yasal bir kimlik kazandı. Yetkili makamlara kulüplerin tüzükleriyle birlikte, kurucu üyelerin ad ve adreslerinin de bildirilmesi zorunlu tutulduğundan, istifa eden ya da eğitimlerini tamamlayarak ülkelerine dönen üyeler ilk listeden çıkarılmış ve 1 Eylül 1913'te kurucu liste yeniden düzenlenmiştir. Kurucu üyelerin yeni sıralaması şöyle gerçekleşmiştir:
1-Ali Sami Yen
2-Asım Sonumut
3-Emin Bülend Serdaroğlu
4-Celal İbrahim
5-Bekir Sıtkı Bircan
6-Reşat Şirvanizade
7-Refik Cevdet Kalpakçıoğlu
8-Abidin Daver.
Renklerin öyküsü
Galatasaray Spor Kulübü'nün ilk renkleri kırmızı-beyaz'dır. Bayrağımızın renklerinden esinlenerek seçilen bu renkler, dönemin baskıcı ve paranoyak yönetimi tarafından kuşkuyla karşılanmış ve futbolcular sıkı bir takibe alınmışlardır. Bu nedenle, sarı-lacivert renkler gündeme gelmiş ama bunlar da kalıcı olmamış ve Galatasaray bugünkü renklerine kavuşmuştur. Bu renklerin öyküsünü Ali Sami Yen'den dinleyelim:
"Birçok yerleri dolaştıktan sonra, nihayet Bahçekapı'daki Şişman Yanko'nun dükkanına gidilerek orada zarif iki yünlü kumaşa tesadüf ettik. Biri, vişneye çalan koyuca tatlı bir kırmızı, öteki de, içinde turuncudan iz taşıyan tok bir sarı. Tezgahtar, mahirane bir el hareketi ile kumaşların dalgalarını birleştirdi. Bir saka kuşunun başı ile kanadının yarattığı renk güzelliğine benzer bir parlaklık hasıl oldu. Ateşin içindeki renk oyunlarını görür gibi olmuştuk. Sarı-Kırmızı alevinin takımımız üstünde parıldamasını tasavvur ediyor ve bizi derhal galibiyetten galibiyete götüreceğini tahayyül ediyorduk. Nitekim de öyle oldu." Buna karşılık kuruculardan Bekir Sıtkı, söz konusu renklerin Gül Baba'nın II.Beyazıt'a verdiği sarı ve kırmızı güllerden esinlendiğini ileri sürer.
ATATÜRK VE GALATASARAY
Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk'ü "bir takım taraftarı" yapmak çabaları, tarihin gerçekleri karşısında her zaman hüsrana uğruyor.Ulusların yaşamında çok az sayıda kişi önder niteliğini kazanmış ve tüm ulusa mal olmuştur. Bu nitelikteki kişilerin kayıtlı belgeler olmadan sözel tanıklıklara dayanarak birtakım alanlarda tüm ulusun aidiyetinden koparılıp bazı camialara mal edilmesi yanlış bir tutumdur. Bu kişiler tarihsel özellikleriyle, kişiler, topluluklar, gruplar ve camialar üstüdür. Bunun tersini savunmak kişi ve camialara bir öncelik kazandırmayacağı gibi, toplumsal boyutta da onarılmaz yaralar açar. Bunun bilincinde olan gerçek önderler de, toplumun tümünü kucaklamayan ve kurucusu olmadıkları ya da arasında yer almadıkları oluşumlara katılma konusunda büyük hassasiyet gösterirler. Mustafa Kemal Atatürk bu özeni göstermemiz gereken kişilerin başında gelir.
Atatürk'ün Galatasaray camiasıyla olan ilişkisi, Galatasaray Lisesi'ni 2 Aralık 1930, 28 Ocak 1932 ve 1 Temmuz 1933 tarihlerindeki ziyaretleriyle somutlaşmıştır. Çok yakın bir tarihte yitirdiğimiz ve bugün örneğine pek rastlanmayan "duayen" gazeteci Metin Toker' in sözleriyle,
"Hiçbir lise Atatürk'ten böyle bir ilgi görmemiştir...Galatasaray, sadece 'Türkiye'nin' Batı' ya açılan penceresi' değil, Atatürk devrimlerinin en önemlilerinden, belki de en önemlisi laisizmin kilometre taşlarından biri olmuştur.
Nasıl Harp Akademisi, Harbiye ve Mülkiye sıradan eğitim müesseseleri sayılmazsa Galatasaray da sıradan bir lise sayılamaz."
Evrensel bir sevgi
Galatasaray camiasının Atatürk'e karşı duyduğu sevginin evrenselliği 956 okul numaralı Celalettin Som' un satırlarında çarpıcı bir biçimde dile gelir:
"Galatasaray Lisesi 7. sınıftaydım. Sınıf, müdür merdiveni karşısında, ön avluya bakan, müdür odasından sonraki ilk sınıftı. Beyoğlu Caddesi'nin bütün gürültüsü duyulurdu. İlk dersimiz Fransızcaydı. Hocamız Monsieur M. Journé anlatıyordu...Birden bütün sesler sustu...Koyu sessizlikte mektebin önünde virajı alan tramvayın acı çığlık sesine benzeyen demir tekerleklerin raylara sürtünmesinden çıkan ses kulaklarımızda çınladı...M. Journé ders anlatmayı kesmiş, başını elleri arasına almış ağlıyordu!..Tarih 10 Kasım 1938 saat 9'u 5 geçiyordu...ATATÜRK vefat etmişti." İşte o günlerde evrensel ve toplumlar üstü bir devlet adamına karşı duyulan evrensel sevgi budur.
Galatasaray Lisesi'ni İlk Ziyareti
1930 yılında dünyanın ve Türkiye'nin, siyasal ve toplumsal konjonktürü oldukça hareketlidir. Atatürk 18 Kasım'da bir yurt gezisine çıkar ve İstanbul'a döndükten sonra bazı okulları ziyaret ve teftiş eder. Devletin resmi yayın organı Ayın Tarihi
"3.12.1930; Reisicumhur Gazi Hz. saat ikide otomobille saraydan hareket ederek sıra ile Harp Akademisi, Mülkiye ve Harbiye Mekteplerini...buradan Galatasaray Lisesi'ni teşrif ettiler.(...) Galatasaray Lisesi'nde kütüphanenin hatıra defterini imzaladılar. Daha sonra müdür odasında bir müddet oturarak mektebin vaziyeti umumiyesi ve talebenin durumu hakkında konuştular. İmla, resim ve lisan derslerinde bulundular, mektep müdüründen uzun uzadıya izahat aldılar..."
Şimdi devlet arşivlerinden edinilen bu kuru ve nesnel bilgilerin yanına çağdaş yazınımızın öykücülüğünün ve tiyatro yazarlığının bir klasiği olan, benzersiz kurgu işçiliğinin yanı sıra edebiyatımıza 'humour' denilen ince alayı ve gözlem gücünü de kazandıran ve bir Galatasaraylı olan ustanın kalemine, Haldun Taner'in gözlemlerine başvuralım ve bu ziyareti bir kez de onun anlatısından dinleyelim:
Şarklıların Efsaneye Düşkünlüğü
"Ya sekizde ya dokuzda idik. Demek ki otuz, otuz bire rastlıyor. Mektepte bir telaş, bir kıyamet. Taş tablolar boyanıyor, yıkık yerler sıvanıyor. Meğer Gazi Paşa gelecekmiş. İdare her sınıfa Afet Hanımın, baskısı henüz bitmemiş Yurt Bilgisi kitabından üçer nüsha dağıttı. Talebeler kımlanıyor: 'Ah bir bizim sınıfa girse.' Hocalar başka gûna: 'Allah vere bizimkine girmese.' (...) Atatürk'e bakıyorum, resimlerinde sık sık gördüğümüz pozlarından birinde: Sol elinin iki parmağını üst yelek cebine takmış, başı hafif öne eğik, çatık kaşları ve o meşhur bakışıyla gözünün üstünden müdüre bakarak anlattıklarını dinliyor. Biz Şarklılar neden ille her şeyi büyütüp efsaneleştiririz. Aklı başında insanlardan duymuştum: 'Bakılamıyor efendim,' diyorlardı. 'İmkânı yok gözlerine bakılamıyor. Çenesine kadar hadi neyse ne ama, başınızı daha yukarı kaldırdınız mı, gözleriniz iki kuvvetli projektörle karşılaşmış gibi kamaşıyor, çarpılıp sersemliyor, bir şeyler oluyorsunuz.' Ben bunu duydum ya, şimdi korkudan başımı kaldırıp da yüzüne bakamıyorum. Bütün görebildiğim: Saatinin kösteği, yeleği, sol elinin yelek cebine dalmış iki parmağı, kolalı devrik yakası, hadi bilemediniz biraz da çenesinin ucu...Hepsi bu kadar. Ama çocukluk işte, şeytan dürttü. Ya herrü ya merrü deyip birden daha yukarı bakıverdim. A, ne kamaşma ne çarpılma, işte pekala bakılabiliyordu. Hatta müdür de bakabiliyordu. Hoca da bakabiliyordu.
Bu Gözlerden Hiçbir Şey Kaçmaz
Gerçi projektör, şimşek filan edebiyat ama, şunu söylemeli ki, bu bakış pek öyle herkesin bakışına da benzemiyordu. Bu gözler bir yere bakıyor ama baktığı şeyden çok daha gerileri çok daha derinleri görüyor gibi idiler. O gün, orada, onun karşısında çocuk kafamın koyduğu ilk teşhis şu oldu: Bu gözlerden hiçbir şey kaçmaz arkadaşlar. Bu adam kandırılamaz, aldatılamaz. Bu adam mugalataya, laf cambazlığına pabuç bırakmaz. Bu adam, bilmek için öğrenmiş olmaya ihtiyacı olmayan, bildiğini bilen, bilmediğini de şıp diye sezen bambaşka bir insandır(...) Atatürk mektepten ayrılmak üzere iken paydos trampeti çaldığından hepimiz bahçeye boşandık. Rahmetli, maiyetindeki mutat zevata bir şeyler söyledikten sonra talebe kalabalığının ortasına dalıverdi. O, tek başına, ortamızda, maiyetindeki zevat ise geride, çok geride, mektebin iki kanadı da açılmış cümle kapısına doğru yürümeğe başladık. Atatürk, yüzünü daha iyi görebilmek için yengeç gibi yampiri yampiri hatta gerisin geri yürüyen bir sürü çocuğun arasında, iki eli ceketinin iki yan cebinde, gururlu ve gülümser ilerliyordu. Büyük kapının önüne binlerce meraklı birikmişti. El ele vermiş polisler kaldırımlardan taşan halk kitlesini zor zaptediyorlardı. Karşı apartmanların her bir penceresinde ben diyeyim, on, siz deyin yirmi baş. Atatürk görününce bir alkış koptu. Aklımıza gelmiş gibi biz de onlara uyduk. Atatürk bu alkışlar arasında otomobiline bindi (...) Akşam, etütte yoklama yapılınca, o kargaşalıkta iki açıkgöz arkadaşımızın neharilere karışıp mektepten kaçtıkları anlaşıldı. Geçmiş zaman, kendilerine idarece bir ceza verildi mi idi, pek hatırlamıyorum. Galiba, bu tarihi günün yüzüsuyu hürmetine, Beyoğlu'nda sürtüp durdukları yanlarına kâr kaldı idi. E, artık o kadar da olmasın mı?"
İkinci Ziyaret
Mustafa Kemal, 28 Ocak 1932 Perşembe günü Beyoğlu'nda otomobille çıktığı bir gezinti sırasında saat 16'da Galatasaray Lisesi'ni ikinci kez ziyaret ederek onurlandırmıştır. Lisedeki tarihi Tevfik Fikret salonunda verilen bir müsamereyi izlemiş ve oyunda rol alan öğrencilere övgüler yöneltmiştir. Niyazi Ahmet Banoğlu'nun "Atatürk'ün İstanbul'daki Hayatı"
Üçüncü Ziyaret
Atatürk'ün Galatasaray Lisesi'ne üçüncü gelişinin tarihi 1 Temmuz 1933'tür. Gazi bu gelişinde öğrencilerin Tarih-Coğrafya-Yurt Bilgisi grubundan geçirdikleri orta mektep bakalorya sınavlarına bizzat katılmış ve çeşitli sorular sormuştur. Maiyetiyle (Riyaseticümhur Katibi Hikmet (Bayur), Başyaver Celal, Yaver Şükrü ve Cevdet Beyler ve Muallim Afet Hanım) Lise'ye gelen Atatürk talebenin alkışları arasında Müdürlük odasına çıkmış, burada müdür Tevfik Bey ve öğretmenlerle okul hakkında görüştükten sonra doğruca imtahan odasına girmiştir.
İlhan E. Postacıoğlu'nun anılarından Gazi'nin imtahan odasına girdiğinde sınavdaki öğrencinin Bandırmalı Ahmet olduğunu öğreniyoruz. Ardından Serbest Fırka'nın kurucusu Fethi Okyar'ın oğlu Osman (Okyar) sınav odasına alınır. Sınavdan çıkan Osman Okyar'a Atatürk tarafından babasına selam söylendiği öğrenciler arasında hızla yayılır ve büyük bir memnuniyet uyandırır. Atatürk'ün Galatasaray Lisesi öğrencilerine yönelttiği bazı sorular şunlardır: Atilla'nın Romalılar'la ilk harbi; Sevr muahedesiyle, Lozan muahedesi arasında ne gibi farklar vardır?; Eti medeniyeti; Devletçiliğin ve fertçiliğin mukayesesi; Şimendifer siyasetimiz; Malazgirt Meydan Muharebesi; Din ve laiklik üzerine sorular; İspanya yarımadası; Mudanya Mütarekesi; Bizanslılarla Türklerin ilk temasları; Referandum ve halk oylaması vb. Sınavlar gecenin ilerleyen saatlerine kadar sürmüş ve Atatürk Galatasaray Lisesi'nden memnun kalarak ayrılmıştır. Dönemin okul müdürü olan Tevfik Ararat o günün izlenimlerini şu sözlerle anlatır:
"1 Temmuz 1933, Galatasaray Lisesi'nin yaşadığı en büyük gündür; o gün Gazi Hazretleri, müessemizde beş saat bir çeyrek saat kalmışlar, ve birinci devre Tarih-Coğrafya-Yurtbilgisi mezuniyet imtahanlarına giren talebemizden dokuzunu imtahan etmek lütfunda bulunmuşlardır. Galatasaray Lisesi, bundan sonra, o unutulmaz günü her sene anmak ve tekrar yaşamak için aynı devrenin aynı imtihanlarını daima aynı güne koyacaktır."
Bu yazı, "Dünden Bugüne Galatasaray" (Hazırlayanlar: Vefa O. Semenderoğlu-Osman Tamburacı), "Atatürk Önünde Tarih Bakaloryası" (İlhan E. Postacıoğlu), "Şişhaneye Yağmur Yağıyordu; Ayışığında Çalışkur" (Haldun Taner), "Atatürk ve Galatasaray" (Galatasaray'ın 500. Yıldönümünü Kutlama Komitesi), "Galatasaray Tarihine Ait Belgeler:I (1868-1933) (Orhan Koloğlu) başlıklı kitap ve belgelerden Metin Pınar tarafından derlenmiştir.
GALATASARAY BAŞKANLARI
Ali Sami YEN
(1905-1918) (1925)
Refik Cevdet KALPAKCIOĞLU
(1919-1922) (1934)
Yusuf Ziya ÖNİŞ
(1922-1924) (1950-1952)
Ali Haydar ŞEKİP
(1925)
Ahmet ROBENSON
(1926)
Adnan İbrahim PİRİOĞLU
(1927)
Necmettin SADAK
(1928-1929)
Abidin DAVER
(1929-1930)
Ahmet KARA
(1930-1931) (1933)
Tahir KEVKEP
(1931-1932)
Ali Haydar BARŞAL
(1932-1933) (1933-1934)
Fethi İSFENDİYAROĞLU
(1933)
Ethem MENEMENCİOĞLU
(1934-1940)
Asli Güngör
26 Ekim 1977 istanbul'da dogdu.istanbul Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyati mezunu olan Asli Gökyokus, müziğe Özel Ortadoğu Lisesi'nde okurken kurduğu "Phoenix" adli grubuyla basladi. Orta ve lise yillarinda grubuyla çesitli okul aktiviteleri ve konserlerde bulundu. Liseyi bitirdiklerinde grup, birkaç eleman değisikliğiyle "Mary Jane" adini aldi. Asli ve arkadaslari, önce Gitar Bar'da daha sonra da 3 yil boyunca Kemanci'da, sevdikleri sanatçilarin sarkilarini coverlayarak sahne aldilar. Bu süre zarfinda "Mary Jane" ile çesitli orgizasyonlarda da yer alan Asli, 1.5 sene boyunca Teoman'in vokalistliğini yapti. Grubu birlikte kurduğu Ümit Özdemir'in ekonomi eğitimine öncelik vermesiyle Asli kendisine solo bir kariyer edinmeye karar verdi. 2005 Ekim ayinda Sony Müzik Bmg'den ayrilan Asli, 2006 Mart ayinda ise NR1 Müzik ile anlasti. 2021 Mart Ayinda "Söylediğim sarkilarda Sakli" adli 3.albümünü müzikseverlerin beğenisine sunan Asli bu albümde yine Serkan Çeliköz'le çalisti. Bütün sarkilarin düzenlemelerinde imzasi olan Serkan Çeliköz ayni zamanda albümün prodüktörlüğünü de üstlendi. Albümün çikis sarkisi ise "Dans Etmeye ihtiyacim Var". 2 klibi "Yardimci Olmuyor" ve "Gitmis Gibisin" sarkilarinin klipleri takip etti.
26 Ekim 1977 istanbul'da dogdu.istanbul Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyati mezunu olan Asli Gökyokus, müziğe Özel Ortadoğu Lisesi'nde okurken kurduğu "Phoenix" adli grubuyla basladi. Orta ve lise yillarinda grubuyla çesitli okul aktiviteleri ve konserlerde bulundu. Liseyi bitirdiklerinde grup, birkaç eleman değisikliğiyle "Mary Jane" adini aldi. Asli ve arkadaslari, önce Gitar Bar'da daha sonra da 3 yil boyunca Kemanci'da, sevdikleri sanatçilarin sarkilarini coverlayarak sahne aldilar. Bu süre zarfinda "Mary Jane" ile çesitli orgizasyonlarda da yer alan Asli, 1.5 sene boyunca Teoman'in vokalistliğini yapti. Grubu birlikte kurduğu Ümit Özdemir'in ekonomi eğitimine öncelik vermesiyle Asli kendisine solo bir kariyer edinmeye karar verdi. 2005 Ekim ayinda Sony Müzik Bmg'den ayrilan Asli, 2006 Mart ayinda ise NR1 Müzik ile anlasti. 2021 Mart Ayinda "Söylediğim sarkilarda Sakli" adli 3.albümünü müzikseverlerin beğenisine sunan Asli bu albümde yine Serkan Çeliköz'le çalisti. Bütün sarkilarin düzenlemelerinde imzasi olan Serkan Çeliköz ayni zamanda albümün prodüktörlüğünü de üstlendi. Albümün çikis sarkisi ise "Dans Etmeye ihtiyacim Var". 2 klibi "Yardimci Olmuyor" ve "Gitmis Gibisin" sarkilarinin klipleri takip etti.
Aslı Güngör Ferhat Göçer - Don Gel Yeter Şarkı Sozleri
[Aslı Güngör Ferhat Göçer]
Ne acı hüzün gelip gücüyle övünür
Bir hayat büyük yasa bir anda bürünür
Gitme kal desem dönüp kızardım kendime
Sensiz ilk güneş bilmez, birazdan görünür
[Aslı Güngör]
Bir an önce
O dönünce
[Ferhat Göçer]
Çözemedim bu ayrılık bize ne sağladı
Ne faydası vardı
[Aslı Güngör]
Benim sana lafım daha ne çok
İnan bana bir şartım yok
[Aslı Güngör Ferhat Göçer]
Dön gel yeter dön gel yeter
Daha beter olmadan gel
Dön gel yeter dön gel yeter
Daha beter olmadan gel
[Ferhat Göçer]
Çözemedim bu ayrılık bize ne sağladı
Ne faydası vardı
[Aslı Güngör]
Benim sana lafım daha ne çok
İnan bana bir şartım yok
[Aslı Güngör Ferhat Göçer]
Dön gel gel yeter dön gel yeter
Daha beter olmadan gel
Döngel gel yeter dön gel yeter
Daha beter olmadan gel
[Aslı Güngör Ferhat Göçer]
Ne acı hüzün gelip gücüyle övünür
Bir hayat büyük yasa bir anda bürünür
Gitme kal desem dönüp kızardım kendime
Sensiz ilk güneş bilmez, birazdan görünür
[Aslı Güngör]
Bir an önce
O dönünce
[Ferhat Göçer]
Çözemedim bu ayrılık bize ne sağladı
Ne faydası vardı
[Aslı Güngör]
Benim sana lafım daha ne çok
İnan bana bir şartım yok
[Aslı Güngör Ferhat Göçer]
Dön gel yeter dön gel yeter
Daha beter olmadan gel
Dön gel yeter dön gel yeter
Daha beter olmadan gel
[Ferhat Göçer]
Çözemedim bu ayrılık bize ne sağladı
Ne faydası vardı
[Aslı Güngör]
Benim sana lafım daha ne çok
İnan bana bir şartım yok
[Aslı Güngör Ferhat Göçer]
Dön gel gel yeter dön gel yeter
Daha beter olmadan gel
Döngel gel yeter dön gel yeter
Daha beter olmadan gel
KÜNYE :
Galatasaray Spor Kulübü
Kuruluşu
1905 Sonbaharı
Kurucuları
Ali Sami Yen, Asım Tevfik Sonumut, Emin Bülend Serdaroğlu, Celal İbrahim, Bekir Sıtkı Bircan, Reşat Şirvanizade, Refik Cevdet Kalpakçıoğlu, Abidin Daver
Kurulduğu Yer
Galatasaray Lisesi 5. sınıfı
İlk Renkler
Kırmızı-Beyaz (Sonradan Sarı-Siyah ve Sarı -Kırmızı)
İlk Lokal
Galatasaray`da Bulgar Sütçü`nün Dükkanı
İlk Amblem
Tobler Çikolatasındaki Kartal
İlk Başkan
Ali Sami Yen
İlk Maç
Galatasaray- Kadıköy Faure Mektebi (2-0)
İlk Spor Dalı
Futbol
İlk Şampiyonluk
İstanbul Pazar Ligi Şampiyonluğu
Kuruluş Hedefi
"İngilizler gibi toplu halde oynamak, bir renge ve isme sahip olmak. Türk olmayan takımları yenmek." Ali Sami Yen
KURULUŞ
Galatasaray Spor Kulübü, Türk Spor Tarihi'ndeki öncü olma özelliğini hiç kuşkusuz içinden doğduğu ve gene öncü bir kurum olan Galatasaray Lisesi'nden (Mektebi Sultani) almıştır. Okul ile kulüp arasındaki koparılmaz bağ, yadsınamayacak bir gerçeklik ve övünç kaynağıdır.
Devlet adamı yetiştirmek amacıyla II. Beyazıt tarafından 1481'de kurulan mektep, adını kurulduğu bölgeden alır ve "Galata Sarayı" olarak anılmaya başlar. Okul modern konumuna 1 Eylül 1868'de Sultan Abdülaziz döneminde kavuşur. Okul' un yeniden yapılanmasıyla birlikte, Türkiye'de de gerçek anlamıyla ilk sportif çalışmalar başlamış olur ve okulda Beden Eğitimi dersi jimnastikçi 'Monsieur Curel' tarafından eğitim programına konur. Bu atılımlar gerçekten bir devrim niteliği taşımaktadırlar. Curel, modern aletler eşliğinde çalıştırdığı öğrencileri sportif açıdan geliştirirken, onlar için Kağıthane'de bir idman Bayramı düzenler. Yıl 1870'tir. Bu etkinlikte başarı gösteren sporcular değişik ödül ve madalyalar kazanır ve yarışmaların sonunda öğrencilere "kuzulu pilav" verilir. Bu da, sonraki yıllarda bir başka geleneğin başlangıcını oluşturur.
Curel'den sonra görevi devralan yabancı spor hocaları (M. Moiroux, Signor Martinetti, Stangali gibi), jimnastik ve atletizmin yanı sıra, değişik branşlara da eğilerek (yüzme, kürek, aletli jimnastik), bir ilki daha başlatmış olurlar. Bu çalışmaların ürünü çok geçmeden alınmaya başlanır ve adı Türk Spor Tarihi'ne altın harflerle yazılan Faik Üstünidman'ın yanı sıra, Binbaşı Mazhar Kazancı, Abdurrahman ve Ahmet Robenson kardeşler GSL'nde görev alıp, izcilik, tenis, hokey gibi spor dallarının öğrenciler arasında yaygınlaşmasını sağlarlar. Özellikle Üstünidman'ın ön ayak olmasıyla, öğrenciler futbolla tanışırlar. Ama oynanan futbol, bir kör dövüşünden farklı olmayan ve kural tanımayan bir koşuşturmayı andırmaktadır. Ama futbol GSL' nin Tören Kapısı'ndan adımını atmış ve tam bir salgına dönüşmüştür.
1901 yılında İstanbul'da yaşayan iki İngiliz, James Lafontaine ve Horace Armitage, Rum ve İngiliz oyunculardan oluşan Kadıköy Futbol Kulübü'nü kurmuşlar ama 1903'te takımdaki İngilizler bir anlaşmazlık sonucu ayrılarak Moda Kulübü'nü oluşturmuşlardır. 1904 yılında ise bu kulüpler, Imogen, Elpis, Strugglers takımlarıyla anlaşarak, İstanbul Futbol Birliği'ni hayata geçirmişler ve bugünkü Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı'nın yerinde bulunan "Union Club-İttihat Spor" sahasında düzenli karşılaşmalar yapmaya başlamışlardır. Görüldüğü gibi bu takımlar yabancı ya da azınlık takımlarıdır. Türk olmayan ekiplerin gerçekleştirdikleri bu ilk futbol karşılaşmaları, GSL öğrencilerini hem ilgilendirir hem de çok üzer. Artık onların amacı, kendi futbol kulüplerini kurmak, ölesiye sevdikleri bu oyunun kurallarını "hatmetmek" ve yabancılarla boy ölçüşmektir.
Türk olmayan takımları yenmek
Galatasaray Spor Kulübü'nün kurucusu Ali Sami Yen, "Ellinci Yıl" kitabında kuruluş öyküsünü şöyle anlatır:
"1 Teşrin 1905'te mektebin beşinci sınıfında edebiyat muallimimiz merhum Mehmet Ata beyin dersi esnasında birkaç arkadaş baş başa vererek Galatasaray'da bir futbol kulübü kurmaya karar verdik. İlk müteşebbisler oyuna ve mücadeleye meyyal arkadaşlardan Asım Tevfik Sonumut, Reşat Şirvani, Cevdet Kalpakçıoğlu, Abidin Daver, Kamil...gibi gençlerdi. Mektepde tahsilde bulunan Bulgar ve Sırp talebesinden çevik ve kuvvetli olanlar da bize iltihak etmişlerdi. Asım'ı muhasebeciliğe, Cevdet'i ikinci reisliğe seçmiş, kendim de Reis olmuştum. Asım her hafta arkadaşlardan birer kuruş toplamakda mahir olduğu için kendisini muhasebeci yapmıştık. Ben Reisliği topu yağlayıp şişirmekle almıştım. Topumuza evladım gibi bakardım. Zaten varımız yoğumuz da toptu. Mektebe gelirken, domuz sokağından geçer, domuz yağı alırdım. Topu onunla yağlar, şişirirdim; yamasını yeni pabucumdan kesmiştim. Bunu gören arkadaşlar, bana hepimizden fazla paye vermişlerdi. Yani o zaman Reisliğe ve diğer vazifelere payeyi, en çok çalışan kazanırdı. Cevdet de ikinci Reisliği formaları yıkadığı için almıştı.
"Maksadımız İngilizler gibi toplu bir halde oynamak, bir renge ve bir isme malik olmak ve Türk olmayan takımları yenmek."
Kulübün adının Gloria (Zafer) ya da Audace (Cesaret) konulması yolunda görüşler ortaya atılmışsa da, sonuçta Galatasaray olmasında anlaşmaya varılmıştır. Araştırmacı Cem Atabeyoğlu, Galatasaray adının, bu takımın yaptığı ilk maçta Rum ekibini 2-0 yenerken, seyircilerin onlardan "Galata Sarayı efendileri"diye söz etmelerinden doğduğunu yazar. Bunun üzerine kurucular da ismi benimserler ve "Adımız Galata Sarayı olsun" derler.
Kurucu Listeler
1905'ten 1919'a kadar Galatasaray Spor Kulübü'ne Başkanlık yapan, mektebin 889 numaralı öğrencisi Ali Sami Yen, inci gibi elyazısıyla tuttuğu Galatasaray Terbiye-i Bedeniye Kulübü ıhsaiyet Defteri'nin (Sayım-İstatistik Defteri) 181 ve 182. sayfalarında kurucu 13 üyeyi şöyle sıralar:
1-Ali Sami Yen
2-Asım Sonumut
3-Emin Bülend Serdaroğlu
4-Celal İbrahim
5-B. Nikolof
6-Milo Bakiş
7-Pol Bakiş
8-Bekir Sıtkı Bircan
9-Tahsin Nahit
10-Reşat Şirvanizade
11-Hüseyin Hüsnü
12-Refik Cevdet Kalpakçıoğlu
13-Abidin Daver
1905'te Osmanlı İmparatorluğu'nda bir dernekler yasası bulunmadığından, Galatasaray Spor Kulübü yasal olarak tescil edilme olanağını bulamamıştır. 1912 yılında Cemiyetler Kanunu çıkarıldıktan sonra, kulüp yasal bir kimlik kazandı. Yetkili makamlara kulüplerin tüzükleriyle birlikte, kurucu üyelerin ad ve adreslerinin de bildirilmesi zorunlu tutulduğundan, istifa eden ya da eğitimlerini tamamlayarak ülkelerine dönen üyeler ilk listeden çıkarılmış ve 1 Eylül 1913'te kurucu liste yeniden düzenlenmiştir. Kurucu üyelerin yeni sıralaması şöyle gerçekleşmiştir:
1-Ali Sami Yen
2-Asım Sonumut
3-Emin Bülend Serdaroğlu
4-Celal İbrahim
5-Bekir Sıtkı Bircan
6-Reşat Şirvanizade
7-Refik Cevdet Kalpakçıoğlu
8-Abidin Daver.
Renklerin öyküsü
Galatasaray Spor Kulübü'nün ilk renkleri kırmızı-beyaz'dır. Bayrağımızın renklerinden esinlenerek seçilen bu renkler, dönemin baskıcı ve paranoyak yönetimi tarafından kuşkuyla karşılanmış ve futbolcular sıkı bir takibe alınmışlardır. Bu nedenle, sarı-lacivert renkler gündeme gelmiş ama bunlar da kalıcı olmamış ve Galatasaray bugünkü renklerine kavuşmuştur. Bu renklerin öyküsünü Ali Sami Yen'den dinleyelim:
"Birçok yerleri dolaştıktan sonra, nihayet Bahçekapı'daki Şişman Yanko'nun dükkanına gidilerek orada zarif iki yünlü kumaşa tesadüf ettik. Biri, vişneye çalan koyuca tatlı bir kırmızı, öteki de, içinde turuncudan iz taşıyan tok bir sarı. Tezgahtar, mahirane bir el hareketi ile kumaşların dalgalarını birleştirdi. Bir saka kuşunun başı ile kanadının yarattığı renk güzelliğine benzer bir parlaklık hasıl oldu. Ateşin içindeki renk oyunlarını görür gibi olmuştuk. Sarı-Kırmızı alevinin takımımız üstünde parıldamasını tasavvur ediyor ve bizi derhal galibiyetten galibiyete götüreceğini tahayyül ediyorduk. Nitekim de öyle oldu." Buna karşılık kuruculardan Bekir Sıtkı, söz konusu renklerin Gül Baba'nın II.Beyazıt'a verdiği sarı ve kırmızı güllerden esinlendiğini ileri sürer.
ATATÜRK VE GALATASARAY
Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk'ü "bir takım taraftarı" yapmak çabaları, tarihin gerçekleri karşısında her zaman hüsrana uğruyor.Ulusların yaşamında çok az sayıda kişi önder niteliğini kazanmış ve tüm ulusa mal olmuştur. Bu nitelikteki kişilerin kayıtlı belgeler olmadan sözel tanıklıklara dayanarak birtakım alanlarda tüm ulusun aidiyetinden koparılıp bazı camialara mal edilmesi yanlış bir tutumdur. Bu kişiler tarihsel özellikleriyle, kişiler, topluluklar, gruplar ve camialar üstüdür. Bunun tersini savunmak kişi ve camialara bir öncelik kazandırmayacağı gibi, toplumsal boyutta da onarılmaz yaralar açar. Bunun bilincinde olan gerçek önderler de, toplumun tümünü kucaklamayan ve kurucusu olmadıkları ya da arasında yer almadıkları oluşumlara katılma konusunda büyük hassasiyet gösterirler. Mustafa Kemal Atatürk bu özeni göstermemiz gereken kişilerin başında gelir.
Atatürk'ün Galatasaray camiasıyla olan ilişkisi, Galatasaray Lisesi'ni 2 Aralık 1930, 28 Ocak 1932 ve 1 Temmuz 1933 tarihlerindeki ziyaretleriyle somutlaşmıştır. Çok yakın bir tarihte yitirdiğimiz ve bugün örneğine pek rastlanmayan "duayen" gazeteci Metin Toker' in sözleriyle,
"Hiçbir lise Atatürk'ten böyle bir ilgi görmemiştir...Galatasaray, sadece 'Türkiye'nin' Batı' ya açılan penceresi' değil, Atatürk devrimlerinin en önemlilerinden, belki de en önemlisi laisizmin kilometre taşlarından biri olmuştur.
Nasıl Harp Akademisi, Harbiye ve Mülkiye sıradan eğitim müesseseleri sayılmazsa Galatasaray da sıradan bir lise sayılamaz."
Evrensel bir sevgi
Galatasaray camiasının Atatürk'e karşı duyduğu sevginin evrenselliği 956 okul numaralı Celalettin Som' un satırlarında çarpıcı bir biçimde dile gelir:
"Galatasaray Lisesi 7. sınıftaydım. Sınıf, müdür merdiveni karşısında, ön avluya bakan, müdür odasından sonraki ilk sınıftı. Beyoğlu Caddesi'nin bütün gürültüsü duyulurdu. İlk dersimiz Fransızcaydı. Hocamız Monsieur M. Journé anlatıyordu...Birden bütün sesler sustu...Koyu sessizlikte mektebin önünde virajı alan tramvayın acı çığlık sesine benzeyen demir tekerleklerin raylara sürtünmesinden çıkan ses kulaklarımızda çınladı...M. Journé ders anlatmayı kesmiş, başını elleri arasına almış ağlıyordu!..Tarih 10 Kasım 1938 saat 9'u 5 geçiyordu...ATATÜRK vefat etmişti." İşte o günlerde evrensel ve toplumlar üstü bir devlet adamına karşı duyulan evrensel sevgi budur.
Galatasaray Lisesi'ni İlk Ziyareti
1930 yılında dünyanın ve Türkiye'nin, siyasal ve toplumsal konjonktürü oldukça hareketlidir. Atatürk 18 Kasım'da bir yurt gezisine çıkar ve İstanbul'a döndükten sonra bazı okulları ziyaret ve teftiş eder. Devletin resmi yayın organı Ayın Tarihi
"3.12.1930; Reisicumhur Gazi Hz. saat ikide otomobille saraydan hareket ederek sıra ile Harp Akademisi, Mülkiye ve Harbiye Mekteplerini...buradan Galatasaray Lisesi'ni teşrif ettiler.(...) Galatasaray Lisesi'nde kütüphanenin hatıra defterini imzaladılar. Daha sonra müdür odasında bir müddet oturarak mektebin vaziyeti umumiyesi ve talebenin durumu hakkında konuştular. İmla, resim ve lisan derslerinde bulundular, mektep müdüründen uzun uzadıya izahat aldılar..."
Şimdi devlet arşivlerinden edinilen bu kuru ve nesnel bilgilerin yanına çağdaş yazınımızın öykücülüğünün ve tiyatro yazarlığının bir klasiği olan, benzersiz kurgu işçiliğinin yanı sıra edebiyatımıza 'humour' denilen ince alayı ve gözlem gücünü de kazandıran ve bir Galatasaraylı olan ustanın kalemine, Haldun Taner'in gözlemlerine başvuralım ve bu ziyareti bir kez de onun anlatısından dinleyelim:
Şarklıların Efsaneye Düşkünlüğü
"Ya sekizde ya dokuzda idik. Demek ki otuz, otuz bire rastlıyor. Mektepte bir telaş, bir kıyamet. Taş tablolar boyanıyor, yıkık yerler sıvanıyor. Meğer Gazi Paşa gelecekmiş. İdare her sınıfa Afet Hanımın, baskısı henüz bitmemiş Yurt Bilgisi kitabından üçer nüsha dağıttı. Talebeler kımlanıyor: 'Ah bir bizim sınıfa girse.' Hocalar başka gûna: 'Allah vere bizimkine girmese.' (...) Atatürk'e bakıyorum, resimlerinde sık sık gördüğümüz pozlarından birinde: Sol elinin iki parmağını üst yelek cebine takmış, başı hafif öne eğik, çatık kaşları ve o meşhur bakışıyla gözünün üstünden müdüre bakarak anlattıklarını dinliyor. Biz Şarklılar neden ille her şeyi büyütüp efsaneleştiririz. Aklı başında insanlardan duymuştum: 'Bakılamıyor efendim,' diyorlardı. 'İmkânı yok gözlerine bakılamıyor. Çenesine kadar hadi neyse ne ama, başınızı daha yukarı kaldırdınız mı, gözleriniz iki kuvvetli projektörle karşılaşmış gibi kamaşıyor, çarpılıp sersemliyor, bir şeyler oluyorsunuz.' Ben bunu duydum ya, şimdi korkudan başımı kaldırıp da yüzüne bakamıyorum. Bütün görebildiğim: Saatinin kösteği, yeleği, sol elinin yelek cebine dalmış iki parmağı, kolalı devrik yakası, hadi bilemediniz biraz da çenesinin ucu...Hepsi bu kadar. Ama çocukluk işte, şeytan dürttü. Ya herrü ya merrü deyip birden daha yukarı bakıverdim. A, ne kamaşma ne çarpılma, işte pekala bakılabiliyordu. Hatta müdür de bakabiliyordu. Hoca da bakabiliyordu.
Bu Gözlerden Hiçbir Şey Kaçmaz
Gerçi projektör, şimşek filan edebiyat ama, şunu söylemeli ki, bu bakış pek öyle herkesin bakışına da benzemiyordu. Bu gözler bir yere bakıyor ama baktığı şeyden çok daha gerileri çok daha derinleri görüyor gibi idiler. O gün, orada, onun karşısında çocuk kafamın koyduğu ilk teşhis şu oldu: Bu gözlerden hiçbir şey kaçmaz arkadaşlar. Bu adam kandırılamaz, aldatılamaz. Bu adam mugalataya, laf cambazlığına pabuç bırakmaz. Bu adam, bilmek için öğrenmiş olmaya ihtiyacı olmayan, bildiğini bilen, bilmediğini de şıp diye sezen bambaşka bir insandır(...) Atatürk mektepten ayrılmak üzere iken paydos trampeti çaldığından hepimiz bahçeye boşandık. Rahmetli, maiyetindeki mutat zevata bir şeyler söyledikten sonra talebe kalabalığının ortasına dalıverdi. O, tek başına, ortamızda, maiyetindeki zevat ise geride, çok geride, mektebin iki kanadı da açılmış cümle kapısına doğru yürümeğe başladık. Atatürk, yüzünü daha iyi görebilmek için yengeç gibi yampiri yampiri hatta gerisin geri yürüyen bir sürü çocuğun arasında, iki eli ceketinin iki yan cebinde, gururlu ve gülümser ilerliyordu. Büyük kapının önüne binlerce meraklı birikmişti. El ele vermiş polisler kaldırımlardan taşan halk kitlesini zor zaptediyorlardı. Karşı apartmanların her bir penceresinde ben diyeyim, on, siz deyin yirmi baş. Atatürk görününce bir alkış koptu. Aklımıza gelmiş gibi biz de onlara uyduk. Atatürk bu alkışlar arasında otomobiline bindi (...) Akşam, etütte yoklama yapılınca, o kargaşalıkta iki açıkgöz arkadaşımızın neharilere karışıp mektepten kaçtıkları anlaşıldı. Geçmiş zaman, kendilerine idarece bir ceza verildi mi idi, pek hatırlamıyorum. Galiba, bu tarihi günün yüzüsuyu hürmetine, Beyoğlu'nda sürtüp durdukları yanlarına kâr kaldı idi. E, artık o kadar da olmasın mı?"
İkinci Ziyaret
Mustafa Kemal, 28 Ocak 1932 Perşembe günü Beyoğlu'nda otomobille çıktığı bir gezinti sırasında saat 16'da Galatasaray Lisesi'ni ikinci kez ziyaret ederek onurlandırmıştır. Lisedeki tarihi Tevfik Fikret salonunda verilen bir müsamereyi izlemiş ve oyunda rol alan öğrencilere övgüler yöneltmiştir. Niyazi Ahmet Banoğlu'nun "Atatürk'ün İstanbul'daki Hayatı"
Üçüncü Ziyaret
Atatürk'ün Galatasaray Lisesi'ne üçüncü gelişinin tarihi 1 Temmuz 1933'tür. Gazi bu gelişinde öğrencilerin Tarih-Coğrafya-Yurt Bilgisi grubundan geçirdikleri orta mektep bakalorya sınavlarına bizzat katılmış ve çeşitli sorular sormuştur. Maiyetiyle (Riyaseticümhur Katibi Hikmet (Bayur), Başyaver Celal, Yaver Şükrü ve Cevdet Beyler ve Muallim Afet Hanım) Lise'ye gelen Atatürk talebenin alkışları arasında Müdürlük odasına çıkmış, burada müdür Tevfik Bey ve öğretmenlerle okul hakkında görüştükten sonra doğruca imtahan odasına girmiştir.
İlhan E. Postacıoğlu'nun anılarından Gazi'nin imtahan odasına girdiğinde sınavdaki öğrencinin Bandırmalı Ahmet olduğunu öğreniyoruz. Ardından Serbest Fırka'nın kurucusu Fethi Okyar'ın oğlu Osman (Okyar) sınav odasına alınır. Sınavdan çıkan Osman Okyar'a Atatürk tarafından babasına selam söylendiği öğrenciler arasında hızla yayılır ve büyük bir memnuniyet uyandırır. Atatürk'ün Galatasaray Lisesi öğrencilerine yönelttiği bazı sorular şunlardır: Atilla'nın Romalılar'la ilk harbi; Sevr muahedesiyle, Lozan muahedesi arasında ne gibi farklar vardır?; Eti medeniyeti; Devletçiliğin ve fertçiliğin mukayesesi; Şimendifer siyasetimiz; Malazgirt Meydan Muharebesi; Din ve laiklik üzerine sorular; İspanya yarımadası; Mudanya Mütarekesi; Bizanslılarla Türklerin ilk temasları; Referandum ve halk oylaması vb. Sınavlar gecenin ilerleyen saatlerine kadar sürmüş ve Atatürk Galatasaray Lisesi'nden memnun kalarak ayrılmıştır. Dönemin okul müdürü olan Tevfik Ararat o günün izlenimlerini şu sözlerle anlatır:
"1 Temmuz 1933, Galatasaray Lisesi'nin yaşadığı en büyük gündür; o gün Gazi Hazretleri, müessemizde beş saat bir çeyrek saat kalmışlar, ve birinci devre Tarih-Coğrafya-Yurtbilgisi mezuniyet imtahanlarına giren talebemizden dokuzunu imtahan etmek lütfunda bulunmuşlardır. Galatasaray Lisesi, bundan sonra, o unutulmaz günü her sene anmak ve tekrar yaşamak için aynı devrenin aynı imtihanlarını daima aynı güne koyacaktır."
Bu yazı, "Dünden Bugüne Galatasaray" (Hazırlayanlar: Vefa O. Semenderoğlu-Osman Tamburacı), "Atatürk Önünde Tarih Bakaloryası" (İlhan E. Postacıoğlu), "Şişhaneye Yağmur Yağıyordu; Ayışığında Çalışkur" (Haldun Taner), "Atatürk ve Galatasaray" (Galatasaray'ın 500. Yıldönümünü Kutlama Komitesi), "Galatasaray Tarihine Ait Belgeler:I (1868-1933) (Orhan Koloğlu) başlıklı kitap ve belgelerden Metin Pınar tarafından derlenmiştir.
GALATASARAY BAŞKANLARI
Ali Sami YEN
(1905-1918) (1925)
Refik Cevdet KALPAKCIOĞLU
(1919-1922) (1934)
Yusuf Ziya ÖNİŞ
(1922-1924) (1950-1952)
Ali Haydar ŞEKİP
(1925)
Ahmet ROBENSON
(1926)
Adnan İbrahim PİRİOĞLU
(1927)
Necmettin SADAK
(1928-1929)
Abidin DAVER
(1929-1930)
Ahmet KARA
(1930-1931) (1933)
Tahir KEVKEP
(1931-1932)
Ali Haydar BARŞAL
(1932-1933) (1933-1934)
Fethi İSFENDİYAROĞLU
(1933)
Ethem MENEMENCİOĞLU
(1934-1940)
Son düzenleme: